Av. Musa KARABACAK

HALKI YANILTICI BİLGİYİ ALENEN YAYMA SUÇU


 

 

Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayma eylemi gerçekleştirildiği takdirde halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu oluşmaktadır.

 

 Öncelikle bu suçun maddi ve manevi unsurlarını birer birer ele aldığımızda; suçun failinin aynı hakaret suçunda olduğu gibi gerçek kişiler oluşturacaktır. Suçun işlenme maksadı ise halk arasında, endişe korku ve panik yaratmaktır. Örneğin bir apartman dairesinde patlayan tüp nedeniyle bir vatandaş yaralansın ve bir vatandaşta ölsün burada bir terör saldırısı olduğu ve onlarca ölü yüzlerce yaralı olduğu haberi halk arasında endişe ve paniğe sebep olacaktır. Suçun konusunu oluşturan bilgi örneğimizde olduğu gibi gerçeğe aykırı bilgi olmalıdır.

 

Peki bir haberin  gerçek bilgi ve gerçeğe aykırı bilgi olup olmadığını nasıl tespit edeceğiz. Yasaya gelen en büyük eleştirilerden biride bilginin doğruluğunun olup olmadığı sadece yasal kaynaklardan alınması ile mi ölçülecek? Konu ile ilgili yolsuzluk ya da  rüşvet iddiası olduğunda böyle bir bilgiyi alenen yayan kimse cezalandırılacak mı? Demokrasinin ortaya çıkış serüveninde İngiltere’ deki Magna Carta anlaşması mihenk taşı niteliğindedir. Burada halktan ya da lordlardan alınan  vergilerin nerelere harcandığına ilişkin hesap verilmesi söz konusudur. Ülkemizde ise aradan 800 yıl geçmiş olmasına rağmen bir vatandaş şayet ödediği vergisinin nerelere harcandığı konusunda bir fikrini beyan ettiğinde veya ulaşılması mümkün kaynaklardan araştırma yaptığında ve kamu düzeni ve kamu barışını etkileyebilecek bir doğru bir bilgiyi yaydığında bilginin doğru olup olmadığına dair  hakim doğru kararı verebilecek midir? Konuyla  ilgili ilgili yerlere müzekkere  yazdığında tatmin edici ve şeffaf cevaplar alabilecek midir?

 

Fiilin, “kamu barışını bozmaya” elverişli olması aranarak, bu suçun somut tehlike suçu olduğu vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra “dezenformasyon” olarak nitelendirilen bu fiillerin, kişilerin bireysel kanaatlerini açıklama veya haber verme haklarıyla karıştırılmaması için fiilin, halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle gerçekleştirilmesi ilave bir unsur olarak aranmaktadır. Belirtmek gerekir ki, dezenformasyona konu içerik, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili doğrudan asılsız bir bilgi olabileceği gibi tahrif edilmiş bir bilgi de olabilecektir. Kamu barışına yönelik suçlar kapsamında ihdas edilen bu suçun, Bölümde yer alan diğer suçlardan daha farklı bir alanı düzenlediğinde şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca suçun, failin gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hali, cezada artırım sebebi olarak öngörülmektedir.

 

Diğer bir husus ise bilginin alenen yayılmasıdır, bu hal yazılı ve görsel basın ile olabileceği gibi internet ve sosyal medya yolu ile de yapılan paylaşımları kapsamaktadır. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu TCK 217/A maddesinde düzenlenmiştir. Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunda yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemelerine aittir. Yani Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir. Bu suç şikayete tabi olmayıp cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur. Suç genel dava zamanaşımı sürelerine tabidir. Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu için yapılan yargılamalarda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suç, bu zamanaşımı süresi içerisinde her zaman soruşturulabilir, bu zamanaşımı süresi geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

 

 

Son olarak düşünce ve kanaat (ifade) özgürlüğü, kamusal tartışma ve kanaat oluşumunu mümkün kılarak demokratik toplumun oluşmasına katkı sağlayan temel hakların başında yer almaktadır. İfade özgürlüğünün temeli ve zemini, doktrinde “fikirler pazarı” olarak nitelendirilmektedir. Demokratik toplumun vazgeçilmezleri olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik; bireyin kendisini geliştirmesine, dolayısıyla toplumun ilerlemesine yol açan en temel gerekliliklerdir. Bu gereklilikler ise ifade özgürlüğünün alt yapısını oluşturmaktadır. İfade özgürlüğü, haber ya da bilgiye ulaşma hakkı, kanaat sahibi olma hakkı ve kanaati açıklama hakkı olmak üzere üç unsurdan oluşmakta ve bu alanları korumaktadır. Haber ya da bilgiye ulaşma hakkı; bireylerin iletişim araçlarını özgürce kullanabilmelerine, haber ve bilgi kaynaklarına kolayca erişebilmelerine ve fikirler pazarında yer alan farklı görüşler arasından diledikleri seçimi yapabilmelerine, böylece kendilerine ait (özgün) düşünce ve kanaatlerini oluşturabilmelerine imkân sağlamaktadır.

Daha gür ve özgür yarınlara...



ARŞİV YAZILAR