Baha Sadık Akıner

Şairler Cehennemlik mi Sahiden?


 

"Ölüm daha kolaydır sevmekten" der ya Aragon...

Anla ki, ölüme benzer seni sevmek! Sözcükler ki; alevdir ve karadır şairlerin hayatları. Hem nice şiirlerde, nice aşklarda tarar saçımızı ölüm. Aşk ki; bazen solgun bir ilçedir, sürdürür derinliğini. Neden en çok acı ustası şairlerdir? En çok taşırlar çünkü aşkları... Ben ki yatağımdan tedirgin bir suyum; besbelli, aşka ve ölüme çalışıyorum...

 

Bu bir ressamca şiirler yazıp, şiirce resimler yapan, rengin de sözcüğün de değerine değer katan şairin; İlhan BERK’in hayatının hikâyesidir dostlar...

 

İlhan BERK, 104 yaşında…

 

18 Kasım 1918'de, Manisa'da; Veli Bey'den oldu, Hesna Hanım'dan doğdu İlhan...Tekne kazıntısı derler ya hani, ailenin altıncı ve son çocuğuydu...

 

Tekneyi bilemem! Ama kazıdı da kazıdı yüreklerimize;Sevgi'yi,Aşk'ı, dostluğu ve insanlığı, o muhteşem dizeleriyle...

 

*****

 

O, aslında geçmişi olmayan bir adam... Babasının yokluğunu, "Çocukluğum olmadı benim...” diye tanımlayacak kadar paramparça olmuş bir kalp...

 

Kurtuluş mücadelesinin verildiği yıllardı. Her haneyi mesken tutmuş bir yoksulluk söz konusuydu. Hâl böyle olunca, BERK ailesi de almıştı yoksulluktan payını. İleride şiirler yazmaya başladığında, hep bu günlerden bahsedecekti. İlhan için hayattaki en değerli varlık, annesiydi. O'nu “duru göllere” benzetiyordu. Elbette her çocuk için annesi değerliydi.Ama O’nun için hayat demekti, annesiz yaşanmazdı...

 

Babası, başka bir kadınla evlenip hayatlarından çıkmıştı. O'nu, “çok döllü, kaba” olarak tanımlıyordu. Ama aslında baba demek, çocukluk demekti O’nun için. Babası onları terk ettiğinde, hatırlayamayacak kadar küçük olduğundan;İlhan yıllar sonra babasından bahsederken, “Çocukluğum olmadı benim” diyecekti...

 

Belli ki, “Babam olmadı!” demek çok ağırdı O'na...Ablası da, çıkan bir yangında ölmüştü...Kolay mı? Tüm bunlar, hayatının travmalarını oluşturuyordu...

 

Babasızlık, yoksullukve deli bir abla çevresinde geçen çocukluk; İlhan’ın çocukluğundaki mutsuzluk dolu tabloya,şiirlerinde renk katacak unsurlar oldu...

 

*****

 

"Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz.Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olanve bana bu yeryüzünü cehennem eden, ‘yazmak’ eyleminden kurtulduğum, mutlu olduğum tek şey var:Resim yapmak"diyerek hayatının portresini çizen...

 

İlhan BERK, şiirin korkunç çocuğu...

 

Bilerek ve isteyerek kendi cehennemini kurmak; belki de sadece şairlere özgü, sadece şairlerin dayanabileceği bir şeydir.Özellikle de Turgut UYAR'ın,"Şiir diye bir şey olmasaydı, O icat ederdi"dediği İlhan BERK için...

 

Abidin DİNO; şiir dışında, İlhan BERK’in resme ilgisini şöyle anlatır: 1939 senesi idi. İlhan BERK İstanbul’a geldiğinde, güleç bir dikey olarak Komando Han’daki atölyemin demirbaşları arasına karıştı.Galata Kulesi çizgisinde, en üst katta bulunan işyerim, eşgüdümlü bir resim ve şiir üretme fabrikası olmuştu çabucak. Korkarım ki İlhan BERK’in kaderi, her duvarı ayrı bir renge boyanmış Komando Han’da bağlandı. Orada tutuldu resim denen ince hastalığa…”

 

Behçet NECATİGİL’in tanımıyla: Şiirimizin uç beyidir İlhan BERK…

 

Peki; yazmak cehennemse, bir şair neden yazar?Bu sorunun yanıtı da, yine İlhan BERK'in kendi ifadelerinde: Şairlik, bir çeşit dervişlik işidir derim. Şiir, yaşamımın hep önündeydi. Orada takılı kaldı, kımıldamadı.Hem, yaşamadım ben, yazdım ve okudum.Cehennem dediğim bu...Şunu bir daha söyleyeyim: Şairler,cehennemliktir zaten. Cenneti düşünenlerse hiç olmamıştır…

 

*****

 

İlhan BERK’in şiirlerindeki değişmeyen konuların başında, Aşk ve erotizm gelir. Şiirlerinde bu konuların çok yer kaplamasının sebebi, O’nun lirik bir şair olmasına bağlanabilir. Kendisi de konuyla ilgili sorulara aynı cevabı verir…

 

İlhan BERK’e göre Aşk ve erotizmin şiirine sıkça girmesi, O’nun şiir karşısındaki duruşunun bir sonucudur. Bu konuyu da şöyle anlatır: Şiiri her şeyden önce lirik olarak düşünmemden ileri geliyor bu. Böyle bir çizgide ilerliyor benim şiirim: Lirik ve görsel…” 

 

Tarih, mitoloji ve ölüm; İlhan BERK’in şiirlerindeki en önemli konular arasında yer alır. Ve şiir kitaplarında, tarihe gönderme yapan dizelere sık sık rastlanır…

 

“Üç kez seni seviyorum diye uyandım.

Tuttum sonra, çiçeklerin suyunu değiştirdim.

Bir bulut başını almış gidiyordu, görüyordum…

 

Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

Sokağı, balkonları, yarım kalmış bir şiiri teptim.

Sıkıldım yemekler yaptım kendime, otlar kuruttum.

-Taflanım! diyordu bir ses, duyuyordum…

 

Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

Kalktım sonra; bir aşağı, bir yukarı dolaştım.

Şiirler okudum, şiirlerdeki yaşa geldim.

Karanfil, sakız kokan soluğunu üstümde duydum.

Eskitiyorum, eskitiyorum; kalıyor, ne kadar güzel olduğun…”

 

*****

 

Bol üretimli, muhteşem şiirlerini ve resimlerini sığdırdı bu dünyaya da; bir asrı sığdıramadı yaşamına. Kendi asrına 10 kala, 90 yaşında; 28 Ağustos 2008'de, Bodrum’da ayrıldı aramızdan usta...

 

Şiirle bezenmiş, şiirle renklenmiş 90 yıllık bir hayat. Fırçasını kaleminden ayırmadan, hayata geliş amacını şiirde bulan bir şair. Renkleri ve sözcükleri ustalıkla harmanlayan, hep yenilik peşinde koşan bir İlhan BERK geçti bu dünyadan, iyi ki…

 

İyi ki bu güzel yolu buldun ve kalbi şiirden geçen her kalbin de, elbet ışığı oldun. İyi ki renkler ve sözcükler vardı da; sen usta, iyi ki kalbimize dokundun...

 

Ruhun şad olsun…



ARŞİV YAZILAR