Hülya Aslan

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINDAN KİMLER RANDEVU ALABİLİYOR


ÖMK yani öğretmenlik Meslek Kanunu’na yönelik itirazlar devam ediyor. CHP, ÖMK’nın iptaline yönelik Anayasa Mahkemesine dava açtı. Eğitim- Sen ve Eğitim –İş Anayasa Mahkemesine onlarca sayfadan oluşan dilekçe verdi.

 

Eğitim- Sen Genel Başkanı Prf. Dr. Necla KURUL, Eğitim –İş Genel Başkanı Kadim ÖZBAY  ve tam ON BEŞ SENDİKANIN başkanları, birlikte bu Kanunun geri çekilmesi veyeni bir meslek kanunu hazırlanması için Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’den randevu talep ettiler.

 

Bırakın randevu kabulünü, taleplerine nezaket usulü gereği yerine getirilip de gerekçesi ile yanıt dahi verilmedi.

 

Oysa Milli Eğitim Bakanı bir akademisyen. Dolayısıyla neden –sonuç ilişkisi kurabilmeyi, tüm görüşlere açık olabilmeyi, partizanlıktan uzak olmayı, meraklı ve sabırlı olmayı tecrübelerden ve bilgi birikiminden yararlanmayı biliyor olmalı, çünkü bilimsel olarak kazandığı sıfatlarının gereği öncelikle bunlar.

 

Yani 

 

 - Ne diyor bu sendikalar…. bir dinleyelim bakalım…öyle ya bu sendikalar, kanununu(ÖMK) dayattığımız öğretmenlerin birinci ağızdan temsilcileri, onlarında mutlaka söyleyecekleri katkı sunacakları, bizlerin göremediği yerlere değinebilecekleri ve de öğretmenlerin onurlu mesleklerini daha da taçlandıracak fikirleri mutlaka olabilir, bu fikirlerin en ilerici ve geleceğe hitap edenleri ile özlük haklarını en kapsamlı barındıracak olanlarını bir araya getiren bir kanunu birlikte hazırlayalım diyeni bırakın,

 

-Buyurun, ne demek ….bu bakanlık ve bu odalar sizin ve bizlerde sizleri dinlemekle görevli kamu çalışanlarıyız diyen bile olmamış.

 

Bu ON BEŞ sendika dışında muhalif tüm partilerin eğitim sorumluları da

 

“ ÖMK  ile getirilmeye çalışılanların hiç biri öğretmenlerin ne özlük hakları ne ekonomik ne de sosyal haklarına yönelik çözümler üreten nitelikte değildir” diye demeçler veriyor.

 

Hadi bu partileri dinlemiyorsun diyelim, umurunda da olmayabilir.

 

Fakat ON BEŞ eğitim sendikasının bir araya gelerek “ÖMK’yı bu haliyle kabul etmiyoruz, bizlerin önerileri dikkate alınmadan keyfi bir Meslek Kanununa hayır diyoruz. Çünkü bizler öğretmen örgütleri olarak mesleğimizin geldiği noktada nelere acil olarak ihtiyaç olduğunu biliyoruz ve bunları Bakanlık ile paylaşmak istiyor, varılacak ortak bir konsensüs ile bir kanunun çıkmasını istiyoruz” diyorsa neden kulaklar tıkanır, randevu vermek çok görülür.

 

Kısacası kanuna gerek yok…. zaten harika bir kanunumuz var diyen yok..

 

Nereden çıktı bu kanun diyende yok..

 

Ve hatta acilen öğretmenlerin özlük, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını çağın gerekleri ile buluşturan bir kanuna ihtiyaç olduğunu ve de ayrım gözetmeksizin tüm parti ve sendikaların dile getirdiği bu iklim değerlendirilip de tarihe geçecek bir adım atılamaz mıydı?

 

Demem o ki;Eğitimin gerçek temsilcileri olan bu sendikalara kapıyı kapatıp da tarikatlar,ENSAR,TÜRGEV gibi dernek ve vakıflara  kolayca randevu vermek ya da kapıyı sonuna kadar açık bırakmak ne anlama geliyor ve hangi bilimsel sıfata yakışıyor acaba………….

 



ARŞİV YAZILAR