Yasmina Lokmanoğlu

Yasmina Lokmanoğlu

“Slow Food” Nedir? (2)


Tarsus Slow Food’un yazımda bahsettiğim gibi sorumlulukları bütün Mersin’i kapsamaktadır.

Bir dernek değil, oluşumdur. Tamamen İyi, Temiz, adil gıdaya gönül vermiş, inanan bir gurup insanın bir araya gelmesiyle oluştu.

Amaç, bizden sonra gelen nesillere temiz, özgün malzeme ve iyi gıda bırakabilmek.

Peki bunun için ne yaptık? Komisyon kurduk. Bunlar Süt ve Süt ürünleri, Üzüm ve Şarapçılık, Yerel Buğday, Yerel Zeytin ve Zeytinyağı,  Pestisistle Mücadele, Bioçeşitlilik…

Her komisyon kendi konusunda uzman arkadaşlar ve o konuda bilgi sahibi olmak isteyenlerin katılımıyla oluştu.

Bu köşede sizinle her komisyonun çalışmaları ile ilgili raporları paylaşacağım.

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ KOMİSYONU

Bu komisyon çalışmaların da büyük baş ve küçük baş hayvancılığı araştırdı.

Slow Food’un bir misyonu da yerel hayvan türlerini korumaktır. Kendi kırmızı ineklerimiz yani “Doğu Anadolu kırmızımız” var.  Camız dediğimiz mandalarımız var. Keçi olarakta kıl keçimiz, koyunlarımız var.

Arkadaşlarımız araştırmaya başlayınca ne yazık ki Kırmızı ineklerimizin artık kaybolduğunu gördüler.

Peki ne olmuştu bizim nazlı nazlı yolun kenarında yürüyen, çayırlarda otlayan hayvanlarımıza?

1970’lerde bütün dünyada bir Holstein modası başladı. Bu inekler bizimkilerden 2 hatta 3 katı fazla süt verir. Doğal olarak da Hayvancılık yapanlara çok cazip gelen bu olay onların kendi yerli ırklarını terk etmesine sebep oldu. Sonuç olarak olayın tümüne bakılmadan yapılan bu akım bize çok zarar verdi.

Hepimiz ah nerede eski yoğurtlarımız ve peynirler derken sorgulamak aklımıza gelmedi. Başta ben.

Holsteın inekleri 20 hatta mevsiminde 30 litre süt verebilir ama yağ oranı ve protein düşük. Kıpırdamayı sevmedikleri için de ahırda kalıyorlar. Önlerine hazır mama veriliyor. Bu mamalar pahalı. Süt oranını artırmak için katkı maddesi ekleniyor. Vitaminler ekleniyor. Tabi kıpırdamadıklar için çoğu şeker hastası, eti de kalitesiz. Bir Holstein inek 9.000 ile 10.000 Lira arası.

Doğu Anadolu kırmızısı ise hem daha da ucuz. Fiyatı 4000 lira yiyor. Kimse ota para vermiyor. Süt verimi 5 ile 8 litre arası değişiyor. Yağ oranı ve protein değeri yüksek. Doğal ve sağlıklı hayvanlar.

Dolayısıylada lezzetli peynir ve yoğurt yapılabiliyor. Hastalanma oranı kendi bölgesi olduğu için daha az.

Hektarlarca mera alanımız , boş çünkü ekilmiyor. Koskoca Çukurova da kırmızı inek sayısı o kadar az ki hepimiz raporu okuyunca dehşete düştük.

Eskiden Çukurova’nın bir çok yerinde olan cammuzlar tamamen yok olmuş.

Ortada kalan tek hayvanımız kıl keçimiz. Onlarıda halen Sarı keçiliklerimiz geleneklerini sürdürmek için yaşatıyorlar ama çok yakın da hepsi aşağı ovaya inip bu işi de bırakabilir. Herkes onlara sempati ile de baksa kimse sorunlarını çözmüyor. Göç ederken karşılarına çıkan çitler. Dağda iken başlayan hırsızlıklar, çocuklarının okul sorunları, evlenme sorunları say say bitmiyor.

Komisyonumuz, Silifke yoğurdu, Mara Tulumu, Bez Tulum, Tort peyniri gibi işlenmiş ürünleri tespit etti.

Tort Peynirini Slow Food’ un Nuhun Ambarı listesine soktuk. Bu Yörüklerimizin sıkma yapımında kullandıkları bir peynir. Linki https://www.fondazioneslowfood.com/en/ark-of-taste-slow-food/red-tort-cheese/. Tort peyniri oldukça zahmetli ve uzun bir hazırlık dönemi var.

Peynirin en son loru da alındıktan sora kalan peynir altı suyunu 8 saat bakır kazanlarda kaynatılarak elde edilen kahverengi tortu. İnce bir kat olarak bir tepsiye yayılıyor ve kurutuluyor sonra almiş olduğunuz lorla karıştırıyor.  Toprak, küp içerisinde 1 ay olgunlaştırılıyor. Daha sonra sıkmalarda kullanılıyor.

İşin İlginci bu peynirin çok benzeri Norveç’te var. Kıl keçilerinin sütünden yapılıyor. Bir sürü adı var. Mysost, gjeitost, fløtemysost, brunost gibi, bir de Norveç kahverengi peyniri deniyor.

Rapordan çıkan sonuç, bu güne kadar soframıza getirdiğimiz, çocuklarımıza yedirdiğimiz, içirdiğimiz ürünleri sorgulamadığımız gerçeğin kendisidir. Bundan sonra da sorgulayarak, bilinçlenerek tükettiğimiz ürünleri, temiz adil üretilmiş gıdaları isteyelim. Böylece bozulan düzenimize tekrar kavuşmaya çalışmak.

Haftaya diğer komisyonların çalışmalarını paylaşarak devam edeceğim.



ARŞİV YAZILAR