İlkay Adalıoğlu | ADALETİN BU MU? | Güney Gazetesi Mersin
İlkay Adalıoğlu

ADALETİN BU MU?


Geçen haftadan çok çarpıcı kareler kaldı aklımda.

İzleyeniniz var mı bilmiyorum?

Yandaşlığıyla nam salmış bir televizyon kanalı, röportaj yapıyor. Muhabir,süslüman grubundan genç bir kadın. Saçları örtülü ancak dudaklar dolgu, yüz botoks, makyaj o biçim, giyim iddialı…

Soru sormak için başı açık, sade, kendi halinde başka bir kadına yaklaşıyor.

İstemiyor mikrofon uzatılan kadın konuşmayı ve sık sık ‘çekmeyin lütfen..!’ şeklinde uyarıyor.

Yıllarca sokak röportajları yaptım. Bize hep “Kişinin görüntü vermek istememesi, konuşmayı kabul etmemesi anayasal bir haktır. İhlal edilemez..!” ilkesi öğretildi.

Kişinin en doğal hakkından bihaber televizyon muhabir ve kameramanı, ısrarını sürdürüyor. Sinirlenen kadın, iddiaya göre süslüman arkadaşa hakaret ediyor.

Bunun üzerine aralarında resmen kovalamaca başlıyor. Kadın kaçıyor, televizyon çalışanları kovalıyor. Bir yandan da türbana saldırdı şeklinde feveran ediyor.

Ve sıkı durun, görüntü vermek istemeyen, kameradan kaçan kadın, gece yarısı evi basılarak göz altınaalınıyor. Bir takım uzun formalitelerin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor.

Yani Ali İsmail’i tekmelerle öldüren polislerle, röportaj yapmak istemeyen kadına aynı ceza veriliyor.

Adaletin bu mu AKP İktidarı?

***

Partili Cumhurbaşkanı, bu hafta katıldığı bir programda yine kürsüdeydi.

Konuyu hemen baş örtüsü meselesinde referanduma gidileceğini belirterek, ‘kilidi halkın iradesi açacak..’ dedi.

Hangi kilit bu?

Başörtüsü diye bir sorun mu kaldı memlekette?

Yaklaşık 10 yıldır kamu kurumlarında başörtüsü yasağı kalktı.

Mecliste, üniversitede, sokakta gerginlik bitti.

Olmayan sorun, şimdi yeniden köpürtülüyorsa bunun öncelikli nedeni, eski bir ihtilaftan yeni bir gerilim çıkarmak ayrıca gündemi ekonomik krizden kimlik siyasetine çevirmek ve kaybetme riski  yüksek seçimi, başörtüsü sayesinde kazanmak.

Peki soru şu?

AKP’li Cumhurbaşkanı’nın kullanım tarihi çoktan geçmiş bir silahı yeniden kılıfından çıkarması ve seçim kampanyasına bayrak yaparak girmeye hazırlanması işe yarar mı?

Altılı masa bu oyuna gelmezse yaramaz.

Ancak kampanyada, Erdoğan’ın  “ Bunlar yine yasak koyacak..!” yalanıyla ekonomik yıkımın üzerini başörtüsüyle kapatma taktiğine şimdiden hazırlık yapsalar iyi olur.

***

Son günlerde yoğunlaşan hukuk katliamlarına bakıp da şu ünlü hikâyeyi anımsamamak mümkün değil.

Prusya Kralı 2.Frederich, 1750 yılında Postram’dan geçerken bir araziyi çok beğenir. Burada kendine saray yapılmasını buyurur. Ancak arazide değirmen olduğunu fark edilir. Kral’ın adamları gidip değirmenciyle konuşur, ederinin çok üzerinde para teklif eder. Ancak adam, ekmek teknesini satmak istemez.

Frederich bunu öğrenince değirmenciyi çağırtır. Yaşlı adam, “Burası bana babamdan kaldı. Benden de çocuklarıma mirastır. Kral için olsa bile değirmen satılık değildir…” der.

Sinirlenen hükümdar, “Unutmaki ben kralım. İstesem değirmeni para vermeden de alabilirdim..” şeklinde çıkışınca, değirmenci tarihe geçen o sözleri sarf eder:

Asıl sen unutma. Berlin’de hakimler var. Hiçbir güç hatta kral bile adaletten üstün değildir..! “

Çok öfkeleneceği düşünülen Frederich, aksine bu sözler üzerine mutlu olur.

Prusya Krallığı var olduğu sürece bu değirmenin korunmasını ister.

Oraya saray yapılır ve değirmen yerinde kalır.

Yaşlı fırıncı ise her sabah yaptığı ekmeklerden birini sıcak sıcak saraya gönderir.

Uzun yıllar bu arazide yaşayan padişahın, “ Adalet, bana her sabah sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi…” dediği söylenir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



ARŞİV YAZILAR