Mehmet S. Nane | Şükûfe Nihal (5) | Güney Gazetesi Mersin
Mehmet S. Nane

Şükûfe Nihal (5)


 

Ahmet Hamdi, öğrenciliğinden itibaren sosyal ve siyasal olaylara çok ilgi duyan bir gençti. Bunun yanında hareketli ve mücadeleci bir yanı da vardı.

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında ve sonrasında bürokrat ve politikacı olarak her zaman dikkat çekici bir kişi oldu.

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında “İktisat Müşaviri” sıfatıyla Mustafa Kemal Paşa’nın(Atatürk) yurt içi gezilerine katılmıştır.

 

Şükûfe Nihal’in evliliği konusunda söylediği sözler, ikinci evliliğinin de ‘aşk evliliği’ olmadığını göstermektedir. Yeni eşinin kişilik özelliklerinden etkilendiği anlaşılmaktadır.

Fakat evlenme ve evliliği devam ettirme gerekçeleri her ne olursa olsun 30 yıl gibi uzun bir süre evli kalmışlardır. 

Bu evliliğinden Günay isimli bir kızı olmuştur.

 

***

 

Şükûfe Nihal, kadınların sosyal hayatta daha fazla yer alması ve toplumda hak ettiği yeri alması amacıyla arkadaşlarıyla birlikte “Türk Kadınlar Birliği”ni kurdu.

 

Kadınlar Halk Fırkası’nda Umumi Kâtiplik (Genel Sekreterlik) görevini üstlendi. İstanbul Halkevi’ne üye oldu ve 1930 senesinden itibaren Anadolu’yu gezdi. Harbin acı ve yıkıcı etkilerini gözleriyle gördü.

Anadolu insanının çektiği mahrumiyeti, boğuştuğu zorlukları, çektiği cefayı şiirlerinde fevkalade duygulu bir biçimde aktardı.

Bir örnek olarak “Anadolu Köyleri” isimli şiiri verilebilir:

 

“Titredim burası köy mü mezar mı?

Burada hayattan bir nişan var mı?

Öyle ıssız, sakin 

O kadar hazin...

İrili, ufaklı toprak yığınından 

Apansız,

Bir iskelet gibi kuru ve cansız,

Siyah bir hayalet geçti:

 

Bir insan!”  

 

***

 

Bazı şiirlerinde sosyal sorunlarla ilgilenmeyen, toplumdan kopuk, sadece eğlenmek ve konforlu bir yaşam sürmek isteyen kadınları da sert bir dille eleştirdi.

“Duymayan Kadına” isimli şiiri buna bir örnektir:

 

“Topla eteklerini yerlere sürünmesin 

Rüzgâra cilvelenen tülleri görünmesin 

Köşede kar içinde can veren çocuklar var...

 

Süzülerek çıkarken bir barın kapısından 

Haberin yok yurdumun eleminden, yasından 

Köşede kar içinde can veren çocuklar var...

 

Yerlere pırıltılar aks ederken dizinden 

Karlar göz göz olmuştur bir gözyaşı izinden 

Köşede kar içinde can veren çocuklar var...

 

Tahammülüm yok artık çiçeklere, tüllere 

Yükselen gururunla indir başını yere 

Köşede kar içinde can veren çocuklar var...”

 

 

 



ARŞİV YAZILAR