Hülya Aslan | KARNE VE TATİLLERİN YUTAN ELEMANLARI | Güney Gazetesi Mersin
Hülya Aslan

KARNE VE TATİLLERİN YUTAN ELEMANLARI


 

 Finlandiya nüfusunun (5,541 milyon) üç katından, İsviçre’nin (8,703 milyon)iki katından fazla ve dip komşumuz Yunanistan (10,64 milyon) nüfusunun ise yaklaşık iki katı olacak  sayıda çocuklarımız ve gençlerimiz yarıyıl tatiline girdi.

 

Eskiden  adına “karne tatili”denilen ve fakat uzun zamandır bu adın anlamı kalmayan bir ara tatil. Kısaca örgün eğitime kısa süre verilecek olan bir ara.

 

Ancak örgün eğitim dışına çıkmış/çıkmak zorunda bırakılmış yaklaşık bir buçuk milyon çocuk için ise “hiçbir şey” demek olan bir zaman dilimi…

 

Dolayısıyla “Karne tatili” söz öbeği pek çok açıdan mazide kaldı.

 

   Birincisi;

 

Ülkenin ekonomik tablosu“Karne tatili” kavramının “TATİL” sözcüğünü yuttu. Ekonomimiz çarpma özeliğinin “sıfır” etkisi özelliğine sahip oldu. Yani yutan eleman. Önüne geleni yutup kendisi yapıyor. Sıfırlıyor her şeyi….(Öteki sıfırlama gelmesin aklınıza..aman!!!!!..)

 

Lise gençlerine soruyor muhabir arkadaş bu tatilde ne yapacaksınız ? diye

gençlerin yanıtı çok net

 

            “Bu açlık ortamında ne yapabiliriz ,kısa süreli bir iş komi filan gibi bulabilirsem çalışacağım”

 

“Abi bir arkadaşımla bir kafede oturup bir kahve içsek 150/200 den aşağı değil,bir yerlere gezmeye gitsek yol parası şu kadar,bir kız arkadaşımla bir şeyler yemeye gitsem 300/500 den aşağı değil,…Nasıl karşılayabilirim ki …o nedenle ev de oturup, birşeyler okuyup ya da seyredip sonrada  uyuyacağım”…

 

“evdeyiz abi ev de” gibi yanıtların ne biçim bir tatil olduğunu, ekonomik tablomuzun bu kavramı nasıl yuttuğunu açıklamaya yeterli gelir sanırım.

 

İkincisi;

 

kalıbın birinci sözcüğü yani “KARNE” ye

 

Karne sözcüğünün yutan elemanı da MEB oldu.Demem o ki  karnelerin kıymeti harbiyesi çoktandır ortadan kalktı. Bunun böyle olduğu geçtiğimiz Cuma günü daha da somutlaştı.

 

Sokak ortasında yere atılmış karneler, takdirnameler, teşekkür nameler…

 

Hepsi bu mu okula karne almaya giden öğrenci sayılarına bir bakılmalı…Beş yüz altı yüz öğrencisi olan okullarda yüz öğrenciyi bulmuyor karne günü okula gidip “o eskide kaldı” dediğimiz  günü paylaşanların sayısı.

 

O nedenle karne ve yanında verilen(teşekkür,takdir onur belgesi gibi .)kağıtların ne ölçüde anlamsız, kıymetsiz ve değersizleştirildiğinin resmi hali de ortada..

 

Kısacası Ekonomi  ne kadar yutan rolündeyse emin olun eğitimde ki durumu çarpı on olarak kaydedebilirsiniz.

 

En somutundan yirmi yılda sekiz bakanın yaptıklarını alt lata koyun toplayın, çarpın bölün hangi işlemi yaparsanız yapın eğitimin yukarı yönlü bir hamle içerisinde olduğu sonucuna varılamadığı ortada

 

 Çağa uygun, üretime dayalı,  liyakati ve insan kaynaklarını önceleyen, laik ,demokratik sosyal ve bir hukuk devleti düzeninin kurulmasında eğitimin  önce tüm bu özellikleri bünyesinde toplaması gerekirken var olan eğitim sistemi bu kavramları dışlayan ve aleyhte olabilecek her ne varsa yapan kadrolarla dolduruldu.

 

Oysa ne büyük bir eğitim devrimine şahitlik yaptı bu ülke toprakları, hâlbuki dünya eğitim literatürüne uygulamaları ve kuramları  ile geçmiş ne kıymetli uygulamalara sahne oldu bu vatan toprakları…

 

Ve bugün üzerinde tezler yazılan… dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinin eğitim modeli olarak değerlendirdiği dolayısıyla sonuçları tartışılmaz değerde olanKöy Enstitülüleri tarihine sahip olan bir ülkenin  Hasan ALİ YÜCEL ve İsmail Hakkı TONGUÇ gibi eşsiz eğitim önderlerinin uygulamaları tozlu raflarda kaldığı müddetçe acaba ne yaptılar da tarihe böyle geçtiler deyip merak eden bir MEB olmadığı sürece 

 

 Eğitim karnemiz yerlerde kalacak

 

 ve gelen de giden de çiğnemeye devam edecek gibi….



ARŞİV YAZILAR