Bekir Yıldız

Bekir Yıldız

"PALYAÇO"


Eski bir Ahit’te ‘‘Şen bir kalp ilaç gibi iyileştirir’’ denmektedir.

 

Kalbin şenlenmesi için “gülme eylemine” ihtiyaç duyulur.

 

Fransız filozof Henry Bergson’a göre “gülmek” insanı, hayvandan farklılaştıran tek eylemdir.

 

Filozof gülmeyi, “kalbin uyuşması” ve “zekâ” ile gerçekleştirilen bir eylem olarak görüyor.

 

Doğal olarak “düşünme süreci” gerekiyor.

 

Hayvanlar düşünemeyen insan değildir.

 

İnsanlar düşünebilen hayvanlardır.

 

Gülmek bu kadar ciddi bir eylem ise “güldürmek sanattır”.

 

“Palyaçolar” güldürü sanatının en önemli sanatçılarıdır.

 

Amaçları insanları, özellikle de çocukları güldürmektir.

 

Tarihi milattan önce 1600’lere dayanan palyaçolar yüzleri boyalı, komik, hareketli ve şakacıdırlar.

 

Dün bir haber okudum.

 

“Mersin’de bir şahıs tipini beğenmediği palyaçoya saldırdı!.”

 

Bu kadar ağır ekonomik şartların, intiharların, doğa felaketlerinin olduğu, insanların umutsuzluğa düştüğü bir dönemde amacı sadece çocukları güldürmek olan bir palyaçoya niye yumruk atılır?

 

Bu kadar “tahammülsüzlük” bir insana fazla değil mi?

 

Doğada hayvanlar birbirlerini iterler, meydan okurlar fakat bunların amacı sadece kendilerine yaşam alanı açmaktır.

 

Burada bir “şiddet” söz konusu değildir.

 

Şiddet insana özgü bir davranıştır.

 

İnsanın olmadığı yerde şiddet yoktur.

 

Sevgi, barış, kahkaha da yoktur.

 

İnsan bütün bunları cebinde taşır.

 

Hiç tanımadığı bir insana özellikle komik görünümlü bir palyaçoya yumruk atmak sindirilmiş bir öfke enerjisinin patlamasıdır.

 

Ani Harabeleri’ni tahrip etmek, heykele ucube demek, bir tabloya tükürmek, İskenderiye Kütüphanesi’ni yakmak benim için ne anlama geliyorsa palyaçoya yumruk atmak da o anlama geliyor.

 

İnsanlığın, olağanüstü estetik algısından ve sanatın zarafetinden kopuşunu bir türlü hazmedemiyorum.

 



ARŞİV YAZILAR