Yasmina Lokmanoğlu

Yöremizin Zenginlikleri


Yeni bir yere seyahat ettiğimde, hemen oranın geleneklerini ve mutfağını öğrenmek isterim. İlk yaptığım şey, yerel lokantalarından birini ziyaret etmektir. Aynı zamanda lokal yemek kitaplarını araştırırım. Yurt dışında bazı yerlerde bölgeye özgü lezzetleri sofralarına taşıyan örnekleri kesinlikle bulurum. Ülkemiz için bunu söyleyemiyorum. Birkaç şehir hariç ev yemeğini hiçbir lokantada bulamıyorum. Birçok mekân yöreye ait olmayan popüler yemekleri menülerine koyuyor. Kimi zaman da garsona yerel yemekleri sorduğumda kendisi de çok iyi bilmediği ya da muhtemelen başka bir şehirden göç ettiği için cevap veremiyor.

 

Aynı durum kendi yöremiz için de geçerlidir. Kebap yemek isterseniz her yerde bulursunuz. Türkiye çapında ünlü zincir lokantalar da dahil olmak üzere hepsi aynı yemeği servis eder. Neredeyse bütün servis sektörü aynı durumda. Patates, brokoli, havuç ve birbiri ile aynı forma ve boyuta sahip yarı donuk ekmekleri getiriyorlar masalara.  İnanmayacaksınız ama pirinç pilavını donmuş halde getirtip, mikro dalga fırında ısıtıp servis eden lokantalar da var. Anlayacağınız yöremizde açılan bu zincir lokantalar da yöresel yemekleri değil, tam tersine ağırlıklı olarak fast food servis ediyorlar. Bir de mevsimlik sebze veya meyve yerine, naylon altı yetişenleri satın alıyorlar. Bu sektör artık o kadar büyük ki talebi yaratıyorlar ve yönlendiriyorlar. Bundan dolayı gezegenimize verilen zararı daha evvelki yazılarımda belirtmiştim…

 

Kentimizde daha küçük ölçekli esnaf lokantaları çoğaltabilir. Mezelerden başlayarak yöresel tarifleri menülerine koyabilirler. Çiftçilerimizle üreticimizle direkt temasa girip malzemelerini temin edebilirler. Hem nereden aldıklarını ve nasıl yetiştirildiğini bilirler, hem de yörenin ekonomisine destek verebilirler.

 

Yöremizde bio çeşitlilik öylesine güzel ve zengin ki inanamazsınız. Ben araştırma ve sözlü tarih çalışmaları yaparken en az 300 yemek tarifi kaydettim. Artık bitti diye düşündüğüm her gün yeni bir ürün ve o ürünle yapılan bir yemek tarifi keşfediyorum. Örneğin ülkemizin kuş üzümünü yüzde 80 oranında Gülnar karşılıyor. Muhteşem erik, üzüm elma, kiraz ve zeytin çeşitlerimiz var. Mersin, keçi popülasyonun en yüksek olduğu il. Bir tarafında dağ iklimi, bir tarafında deniz iklimi var. Mut’ta yetişen muhteşem incirler, başka bir şehrin inciri olarak satılıyor. Anamur’un akdarısını veya iç fıstığını çoğumuz bilmeyiz. Ne yazık ki talep olmayınca çiftçi de popüler ürüne yöneliyor ve asıl ürünlerimiz yok oluyor.

 

Şehrimizde her belediye birer kadın kooperatifi kurdu. Araştırmalar yapıyorlar. Ürünler tespit ediyorlar. Her ürün için yetkililere baş vurup izinlerini alıyorlar.

 

Başta nar veya turunç ekşisi ve yöresel zeytinyağlarımız olmak üzere bu ürünler şehirdeki lokantalarda masalarda yer alsa… Kentimiz için ne güzel bir tanıtım olur…

 

Mersin’in şefleri ve restoran sahipleri lütfen bu saydıklarımı önemseyin. Siz de bu kentte yaşıyorsunuz. İşe, kadın kooperatiflerimizin ürünlerini inceleyerek başlayabilir, ihtiyaçlarınızı temin edebilirsiniz. Bu kentte aslında turizmde marka olacak her şey var. Bizim ön yüzümüz olan sizler bu işi sahiplenirseniz her şey daha kolay olur. Siz de kazanırsınız, Mersin de… Sevgiyle kalın.

 



ARŞİV YAZILAR