Fikret Ünver

Anadolu Türkleri ve Sâfevîler (1)


          Kuranı Kerim “oku” der.

          Büyükler küçüklere “oku” der.

         Anneler-babalar çocuklarına “oku da adam ol, bizim gibi eşek olma” der.

         Okursun dert, düşünürsün dert, yazarsın dert, anlatırsın dert...

         Egemen güçler, iktidarları tehlikeye düşmesin ister... “Onu değil bunu oku”, “öyle değil şöyle yaz”, “biz düşünüyoruz sen düşünme” der.

        Türk Tarih Kurumu Atatürk’ün varisi değil mi? O bu kurumu, bilimsel araştırma yapılsın ve “emperyalist batının aşağıladığı Türklerin, tarihte üstlendiği rolleri dünya alem bilsin” diye kurmadı mı? Evet.

       Günümüzde bu kurumun yayınladığı, içi yaşanmışlıklarla, bilimsel metodlarla araştırılmış olaylarla dolu kitaplar genellikle bin, iki bin, nadiren beş bin adet basılıyor. Çoğunun ek baskısı yok. Bir düşünün, seksen küsür milyonluk bir ülkede tarihine sırtını dönmüş bir haldeyiz. Neden?

       Okumayı alışkanlık haline getiremeyişimizden... Sorgulamaya yabancı oluşumuzdan... Günümüzü anlama, yarınımıza ışık tutmayı akıl edemeyişimizden değil mi?

       Neyse...

       Özeleştiri faslını geçelim.

*                      *                      *

       Sevgili Hemşerilerim;

       “Başıma ne geldiyse meraktan geldi” demeyip, tarih araştırmalarını ve özellikle Türk Tarih Kurumunca yayınlanan eserleri bıkmadan, usanmadan okumaya çabalıyorum.

       Türk Tarih Kurumu’nun birincisini 1992, ikincisini 1999, üçüncü ve son baskısını da (bin beş yüz adet) 2018 yılında yaptığı bir kitap var elimde. Ünlü Tarihçilerimizden Prof. Dr. Faruk SÜMER’in buram buram emek kokan araştırması... Adı: Sâfevî Devleti’nin Kuruluşu ve gelişmesinde Anadolu Türklerinin rolü.

       Işıklar İçinde uyusun, 1995 yılında sonsuzluğa uğurladığımız Profesör Sümer, önsöze “Sâfevî Devletinin Anadolu Türkleri tarafından kurulmuş olduğunun anlaşılması, meslek hayatımızın ilk yıllarına kadar gider” diyerek başlamış. Şöyle devam etmiş:

       “Sâfevî Devleti tarihinin bizim için taşıdığı ehemmiyet, bilhassa devleti kuran ve geliştiren unsurun Anadolu’da olması ve bunlarla ilgili olarak kalabalık göçebe ve köylü Türk topluluklarının bu ülkeden İran’a göç etmeleridir. Bu da, bilhassa Doğu, Orta, Güney ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Türklerin, oralarda (terk ettikleri yerlerde) nüfusça zayıf bir duruma düşmelerinin başlıca sebebini teşkil etmiştir.”

 

       Faruk Hoca, bu bölüme Kemalpaşa Zade’nin şu sözlerini almış:

 

       “Türkler terk ittiler diyarların

       Yok bahaya sattılar davarların”.

       (DEVAM EDECEK)



ARŞİV YAZILAR