Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Neden Planlı Eskitmeyi Saklıyorlar?


Sürdürülebilir ekonomi ve yeşil dönüşüm kavramları, mevcut ekonomik sistemin yapısal çelişkileri tartışılmadan eksik kalıyor. Gerçek çevre politikaları, üretim ve tüketim döngüsünün radikal biçimde yeniden tasarlanmasını gerektiriyor.

Sürdürülebilir ekonomi, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini riske atmayan bir üretim anlayışıdır.

Ancak bu kavram çoğu zaman yalnızca slogan düzeyinde kalmakta, içeriği yeterince doldurulamamaktadır.

Sürdürülebilirlik, yalnızca geri dönüşümden ya da yenilenebilir enerjiden ibaret değildir.

Asıl mesele, üretim ve tüketim süreçlerinin yeniden tanımlanması ve ekonomik büyümenin çevresel sınırlarla uyumlu hale getirilmesidir.

Bu sağlanmadıkça “sürdürülebilir ekonomi” bir hedef değil, sadece bir temenni olarak kalacaktır.

Çevre sorunları teknik bir mesele değil, doğrudan üretim–tüketim ilişkileriyle ilgilidir.

Kapitalist sistemin sınırsız büyüme arzusu, doğayı metalaştırmış; su, hava ve toprak gibi yaşamsal unsurları piyasa mantığının bir parçası haline getirmiştir.

Bu nedenle çevre meselesi, özünde daha çok iktisat meselesidir.

Uzun yıllar çevre ve tarım ekonomisi derslerini veren bir akademisyen olarak, bu sorunu dünya, Türkiye ve Mersin ölçeğinde ele alıyorum.

Bugün birçok proje yürütülüyor; ancak çoğu, alanın uzmanlarından yoksun biçimde planlandığı için kalıcı sonuç üretmiyor.

Çevre politikaları, yalnızca mühendislik çözümleriyle değil, iktisat biliminin merkezde olduğu bir yaklaşımla başarıya ulaşabilir.

 

Yeşil Dönüşüm Daha Çok İktisat Tartışmasıdır

 

Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma özünde iktisadi tartışmalardır.

Düşük karbon ekonomisine geçiş, kaynak verimliliği ve temiz enerji yatırımları yalnızca çevreci bir duyarlılıkla değil, iktisadi araçlarla mümkündür.

Karbon vergileri, emisyon ticareti ve çevresel maliyetlerin fiyatlara yansıtılması gibi uygulamalar, doğrudan çevre iktisadı alanına girer.

 

Planlı Eskitme: Sessiz Bir Tüketim Tuzağı

 

Bu noktada firmaların sorumluluğu göz ardı edilmemelidir.

“Planlı eskitme” (planned obsolescence), üreticilerin ürünleri bilinçli olarak kısa ömürlü tasarlayarak sürekli yeni tüketimi teşvik ettikleri bir stratejidir.

Bu strateji, yalnızca bireyleri değil, gezegeni de tüketmektedir.

Reklam, moda ve geçici trendler aracılığıyla beslenen bu anlayış, aşırı üretim ve aşırı tüketimi tetiklemekte; doğrudan çevre kirliliğine yol açmaktadır.

Bir ürünün ömrünün kısaltılması, daha fazla atık, daha fazla karbon salımı ve daha fazla su tüketimi anlamına gelir.

Planlı eskitme bu açıdan, küresel ısınmayı ve su kıtlığını besleyen yapısal bir sistem sorunudur.

 

Döngüsel Ekonomiye Eksik Bakış

 

Son yıllarda “döngüsel ekonomi” kavramı sıkça öne çıkarılıyor.

Atıkları azaltmak, kaynakları yeniden kullanmak elbette önemli.

Ancak planlı eskitme sürdüğü sürece, döngüsel ekonomi yalnızca yüzeysel bir çözüm sunar.

Bir yandan geri dönüşüm kampanyaları yürütülürken, diğer yandan ürünler kasıtlı biçimde kısa ömürlü üretiliyorsa, bu çelişki döngüsel ekonominin özünü boşa çıkarır.

Bugün bu modele eksik bakılıyor; çünkü ekonomik sistemin temel büyüme mantığı sorgulanmıyor.

Gerçek bir döngüsel dönüşüm, üretimin tüm aşamalarında dayanıklılık, onarılabilirlik ve uzun ömürlülük ilkelerinin benimsenmesini zorunlu kılar.

 

Sonuç: Gerçek Dönüşüm Radikal Bir Eleştiriyle Başlar

 

Sonuçta mevcut ekonomik sistemi eleştirmeden, radikal değişimler olmadan; sürdürülebilir ekonomi ve yeşil dönüşüm kavramlarının içi doldurulamaz.

Çünkü bugünkü çevre krizinin kaynağı, doğayı değil, sistemi yeniden tanımlamayı reddeden bir iktisadi anlayıştır.

Ve son bir soru:

Herkes “su ayak izi”ni, “karbon ayak izi”ni biliyor ama “planlı eskitme”yi neden bilmiyor?

Yoksa bu kavramın muhatabı, o ayak izlerini bırakan firmalar olduğu için mi saklanıyor?..



ARŞİV YAZILAR