Tarımsal üretimde küresel bir aktörüz ama…
Dünyada tarımsal üretimde 7. sıradayız.
Türkiye’nin tarımsal üretim değeri, 2023’te 68,9 milyar dolardan 2024’te %7 artışla 74 milyar dolara yükseldi.
Ama bu artış ne üreticinin refahına ne de tüketicinin sofrasına yansıyor.
Çünkü tarımda sistemli, bütünleşik ve planlanabilir bir üretim modeli yok.
Küresel Gıda Fiyat Endeksi Düşüyor, Türkiye’de Yükseliyor
FAO verilerine göre, Ekim ayında küresel gıda fiyat endeksi
Aylık %1,6, Yıllık %0,4 geriledi.
Aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatları
Aylık %3,41, Yıllık %34,80 arttı.
Gıda fiyatları sürekli yükseliyorsa, sorun üretimde değil, tarımın yapısal işleyişindedir.
25 Yıl Sonra Yeniden Tarım Sayımı: Büyük Fırsat, Zor Sınav
Bu yıl 25 yıl aradan sonra yeniden tarım sayımı yapılıyor.
Bu büyük bir fırsat ama aynı zamanda ciddi bir sınav.
Tarımda en önemli sorunlardan biri veri güvenilirliği.
Yanlış veriler üzerine doğru politika kurulmaz.
Çünkü üretimi, arzı, fiyatı ve geliri belirleyen en temel unsur doğru bilgidir.
Destekler Üreticiye Değil, Aracılara Gidiyor
Tarımsal desteklerin önemli bölümü, üreticiye değil, aracılara ve girdi sağlayan kesimlere yarıyor.
Üretici emeğinin karşılığını alamıyor.
Tüketici, temel gıdaya yüksek fiyatlarla ulaşıyor.
Aracı da istikrarlı kazanç elde edemiyor çünkü piyasa dağınık, öngörüsüz ve düzensiz.
Katma değer zincirin en alt halkasına, yani üretime yansımıyor.
Girdi Piyasası Döngüsü: İlaç, Gübre, Tohum
İlaç, gübre ve tohum bayileri de aynı döngünün parçası.
Tahsilat sorunları büyüyor; üreticiye veresiye mal vererek finansman desteği sağlıyorlar.
Ama bu yapı uzun vadede ekonomik sürdürülebilirliğini kaybediyor.
Tarım, üretimden tüketime kadar her aşamada finansal istikrarsızlık sarmalında.
“Yapısal Sorun” Kavramı Hâlâ Tabu
Tüm bunlara rağmen tarım bakanları “yapısal sorun” ifadesine neredeyse alerjik tepki gösteriyor.
Oysa sorun tam da bu kelimenin içinde gizli:
Üretim planlaması
Destekleme mekanizması
Veri güvenilirliği
Piyasa düzeni
Türkiye Tarımda Güçlü Ama Neden Kimse Hissedemiyor?
Tarımda güçlü bir ülkeyiz ama…
Üretim artıyor, refah paylaşılmıyor.
Verim yükseliyor, değer zinciri bozuk.
Sistem var ama plan yok.
“Kendi Kendine Yeten 7 Ülke” Söylemi Bir Mit
Türkiye’nin “kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri” olduğu iddiası bilimsel temelden yoksun bir efsanedir.
Türkiye potansiyeliyle elbette yetebilir;
Ama bu, insan merkezli, veriye dayalı, istikrarlı bir tarım politikasıyla mümkündür.
Rakamlara bakarak “yetiyoruz” demek, gerçeği perdelemekten başka bir işe yaramaz.
İklim Krizi Artık İstisna Değil, Yeni Normal
Don, kuraklık, fırtına…
Artık “istisna” değil, her yıl tekrarlanan bir gerçek.
İklim krizi ile verimsiz tarım politikaları birleşince tablo ağırlaşıyor.
Gıdada varlık içinde yokluk çekiyoruz.
Yeni Bir Paradigma Şart
Bu tablo, tarıma bakışta yeni bir paradigma gerektiğini gösteriyor.
Aksi halde üretim artsa da refah azalacak, fiyatlar yükselecek,
ve Türkiye enflasyon hedefinden daha da uzaklaşacak.
İklim değişikliğinin kalıcı etkileriyle birlikte bu süreç ekonomik değil, ekolojik bir krize dönüşecektir.
Sonuç:
Türkiye bir taraftan küresel bir tarım aktörü, ama ne üretici ne de tüketici bu gücü hissediyor.
İşte bu yaman çelişkinin nedeni:
ötelenen yapısal sorunlar ve yanlış kırsal kalkınma politikalarıdır.
