Fikret Ünver

Biz Varız, Ya Siz?


Vay canına!

     Yıllar ne çabuk geçiyor...

      Ankara’dan Mersin’e geleli tam kırk yıl olmuş.

      Sevgiyle, mutlulukla, keyifle, vefayla, dostluklarla, dayanışmayla süslü kırk yıl...

      Acı, üzüntü, hasetlik, kalleşlik ve riyakarlık da boş durmamış. İyiliklerin, güzelliklerin üzerine karabasan gibi çökmeye kalkmış... Kalkmış ama yürekler, dostluklar ve gerçeklikler buna izin vermemiş.

      Sevgi kazanmış.

      İlkeli olmak kazanmış.

      Dostluk kazanmış...

      Sevgili dostlar;

      Kardeşlik, aile, akrabalık, hısımlık önemli değerlerdir. Etkisi ve gücü vardır. Ama yetmez... Yetseydi eğer, insanlar dostluk peşinde koşmazdı, sosyalleşme yolunda ilerleyemez, kupkuru, renksiz, ilgisiz ve çaresizlik içinde telef olurduk. Kimliğimizi, kişiliğimizi bulamazdık. Şakasız, neşesiz, dayanışmasız, yapayalnız kalırdık.

       Tanrıdan dileğim, sevdiklerini dostsuz bırakmasın.

       Mersin’de dopdolu yaşanan kırk yılımın kırkında da, arkadaşlığını, sevgisini, dayanışmasını yüreğimde hissettiren bir dostum ve ilkeli bir meslektaşım var:

       “Ali ADALIOĞLU

       Mesleğimiz ve medya sektörünün günümüzdeki hali gözler önünde...

       Oysa;

       Toplumun sesi, nefesi ve çaresizlerin son başvuru adresi gazetecilerdir.

       Günümüzdeki çoğu yazılı ve görsel yayın organları ile bir kısım gazeteci geçinenler, bu “güvenilirlik” kalitesinde mi?

       ???

       Böyle bir dönemde “meslek namusu” ve “ilkeleri” ile donanımlı bir gazeteyi etkili bir şekilde

dolaşıma sokmaya kalkışan Dostum Ali’yi yürekten kutluyorum.

       Bu yolculukta yanında olmak, onurlu ve meşakkatli yolda sana ve yüklendiğin ağır sorumluluğa omuz vermek bir dost olarak temel görevimdir. Param-pulum yok. Keşke olsa da onu da versem... Kalemimle, yüreğimle yanındayım Arapcığım(*).

         Sevgili Mersinliler, sevgili dostlarım;

         Ya siz?...

(*) Yakın meslektaşlarmızla hitap tarzımız

(Güney, 31.01.2020)



ARŞİV YAZILAR