Dr. Öğretim Görevlisi Alaiddin Koşar

Matmazel soğuktan kaçtı insandan kaçamadı


Demetevler metrosunda ölen bir köpekten söz etmiyoruz sadece. Orada ezilen, sıkışan, can veren şey; bu ülkenin merhametidir. Adı Matmazel’di. Yaşlıydı. Zararsızdı. Kimseye saldırmamış, kimsenin hayatını tehdit etmemişti. Tek yaptığı şey, Ankara ayazında bir metro istasyonunun sıcaklığında hayatta kalmaya çalışmaktı. Bir köpeğin “suçu” buysa, biz çoktan insanlığımızı kaybetmişiz demektir.

Anlatılanlara göre sopalarla kovalandı. Kaçtı. Çünkü korktu. Çünkü insanın elindeki sopayı tanıyordu ve kaçarken yürüyen merdivene sıkıştı. İşte tam da bu noktada insan denen varlığın, yeryüzündeki en tehlikeli canlı olduğunu bir kez daha gördük. Ne deprem ne sel ne yırtıcı hayvanlar… En büyük yıkımı her zaman insanoğlu yapıyor. Bilerek, isteyerek, gözünü kırpmadan.

Vergi veriyoruz bu ülkede. Sokaklar temizlensin diye, toplu taşıma çalışsın diye, kamu düzeni sağlansın diye. Ama verdiğim vergilerden bir kuruş bile eline sopa alıp savunmasız bir canlının peşine düşen birine gittiyse, hakkım haram zıkkım olsun. Sadece benim değil; bu ülkede hâlâ vicdanı olan milyonların hakkı haram olsun. Kamu görevlisi olmak, güç kullanma yetkisini sadizmle karıştırma lisansı değildir.

Bu köpek tehlikeli değildi. Isırmadı, saldırmadı, tehdit oluşturmadı. Sadece ısınmak istedi. Buna karşılık insan ne yaptı? Şiddeti seçti. Kovalamayı seçti. Aşağılamayı seçti ve sonunda ölümü getirdi. Burada “talihsiz kaza” masalları anlatılmasın. Şiddetle başlayan hiçbir süreç kazayla bitmez; sonuçları olur.

Bugün bu olayı yapanlara “görevden uzaklaştırma” gibi süslü, geçici, göstermelik cezalar verilirse, yarın başka bir istasyonda başka bir Matmazel ölür. Bu kadar net. Bu yüzden bu olay, birkaç personelin değil, sistemin sınavıdır. Caydırıcı, ağır, gerçekten can yakıcı cezalar verilmedikçe bu ülkede hayvanların yaşama hakkı kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur.

Unutulmasın: Bir toplumu hayvanlara nasıl davrandığıyla ölçersiniz ve bugün bu tablo çok karanlık. Bir köpek öldü; ama asıl mesele, onu öldüren zihniyetin hâlâ aramızda dolaşıyor olması. Eğer buna gerçek bir adaletle karşılık vermezsek, yarın yüzümüze bakacak bir insanlığımız kalmayacak.



ARŞİV YAZILAR