Ergün Parlat

Ergün Parlat

SORULAR, SORULAR


Güç oyunlarının içinde neler olduğunu, sınırlarının nerelere kadar uzandığını nereden bilebiliriz ki?

İstihdam sorununu hükümet de özel sektör de tek başına çözemez.

Yalnızca sorular değil, yanıtlar da yok edilir.

Diğer canlıların acılarına, yaralarına merhem olmuyorsak; yaşamışız, ölmüşüz ne fark eder ki?

Soru soranlar kendisine sorulanları yanıtsız bırakıyor. Yanıt verenlerin ise soru sorma hakları yok.

İnsanların sorunlarına istismar odaklı değil de çözüm odaklı yaklaşmamız gerekmez mi?

Bir söylemin anlamı ile insanların ona yüklediği anlam farklı olabiliyor. Dünyadaki gevezeliklerin dışına çıkmayı siz de istemez misiniz? Bireysel özgürlüklerimizle toplumsal sorumluluklarımızın at başı birlikte yürümesi gerekmez mi? Ama biz özgürlüklerimizi sonuna dek kullanmak isterken, kimi sorumluluklarımızı yerine getirmemiz anımsatıldığında canımız sıkılır.

İnsanlar hatalı bir eğitimle olduğu kadar, gereğinden az bir eğitimle de zehirlenmezler mi?

Güvercinler niçin ansızın ortadan kayboluyorlar?

Hatırı sayılır bir iz bırakabilecek miyiz dünyadan göçüp giderken?

Üzülerek belirteyim ki, uygarlığın bulunduğu her yerde kültür ve sanat düşmanlığı da bulunuyor.

İnsanın insan kılınmasının ödünsüz aydınlanmacısı olmayı kaçımız başarabileceğiz?

Uzayın sonsuz boşluğuna gönderdiğimiz mesajlardan hangisine yanıt alabildik ki?

Kimileri ise, şu soruyu sormak ister kimilerine: “Neydi bir arada tutamayan şey ikimizi?”

Tuttuğumuz günlüklerde kendimizi tüm açıklığıyla anlatmakta ne kadar gerçekçiyiz?        

Dikkatli olun! Suçlu olmamak suçsuz olmak anlamına gelmeyebilir. Anlatmak istediğim eşitsizlik de Matematik dersindeki eşitsizlik değil. Gün geçtikçe bizi yakından ilgilendiren şeylerle olan bağlarımızı daha çok yitiriyoruz. Sizce de öyle değil mi?

Günlük yaşamımızda da boşluk, eksiklik ve çelişkilerden kurtulamıyoruz. Çevremiz, elimizde olmadan kapıldığımız bu zaaflarımızı sömürmekten bir an bile geri durmayacak açıkgözlerle dolu. Ve biz asılları tüm netliğiyle görebilmeli, ‘Gibiler’i ise sorgulamaktan geri durmamalıyız mutlaka. 

Bilge insan, neleri hatırlaması gerektiğini bildiği gibi, neleri unutması gerektiğini de iyi bilir, değil mi?

Dünya kurulduğundan bu yana zamanı kim tutabilmiş ki? Bazı insanlar doğdukları yerde yaşarlar. Bu durum herkese son derecede doğal görülebilir. Ancak aynı yerde doğan bazı insanlar ise oraya giden yolu arayıp bulmak zorunda kalırlar.

Bazı insanlar sana zarar vermekten hoşlanırlar ve bunu alışkanlık haline getirirler. Nedeni sorulduğunda ise, senin suçlu olduğun iftirasını atarlar. Onların gerçekten onlar olduğundan emin olabilir miyiz? Eğer değilseler, kimdir onlar? Peki biz kimiz, söyledikleri gibi eğer değilsek biz?



ARŞİV YAZILAR