Necdet Canaran

Dıgıdık…


“İyiyim” demek âdetten olmuş.

Gizli bir diş ağrısıyla uğraşıyorum. Günlerdir geçmeyen. Arıza nerededir bilinmeyen, röntgende falan görünmeyen. Boğazım da gıdıklanıyor. Soğuk su mu içtim yine ne? Yani, “Yaşıyor görünsem de öleyim yalan” bi hâller... Yani âdet yerini bulsun diye.

 

*

 

Kim söylemişti?

“Zaman geçmiyor, biz geçiyoruz...”

Galiba eskidim, köhnedim, yıprandım, yaşlanıyorum.

Birkaç gündür yaşadığım hayat bayat ekmekten de bayatken bugün artık ne çıkarsa bahtınıza.Adım Hıdır elimden gelen budur.

 

*

 

Kimden dinlemiştim, nerede okumuştum acaba? Hatırlamıyorum. Hikâye şudur:

Kasabada herkesin nefret ettiği bir adam varmış; mezar açar, ölülerin kefenlerini çalıp, satarmış...

Günlerden bir gün, adam hastalanmış, durumu kötüye giderken, oğluna dert yanmış:

-Evlat, ben artık cartayı çekiyorum, göçüp gidiyorum.Yalnız biliyorum ki bu kasabada, kimse beni sevmez, öldüğümde arkamdan rahmet okumaz!

‘Hayırlı’ evlat babasını teskin etmiş:

-Dert ettiğin şeye bak! Eğer ben senin oğlunsam, mutlaka sana rahmet okuturum!

Adam ölmüş. Tabii ardından kimse rahmet okumamış. Lanet okuyanlar, “geberdi gitti” diye küfredenler çıkmış.

Birkaç gün sonra kasabada bir ölüm vuku bulmuş, cenaze kaldırılmış, haftasına varmadan haber duyulmuş:

-Yine mezar açılmış!

Koşup gitmişler, bakmışlar ki söylenenler doğru; mezar açılmış, kefenin çalınması bir yanamevtanın kıçında bir de kazık var.

- Kim yaptı bunu?

Araştırıp, soruşturmuşlar. Sonunda, “geberdi gitti” diye küfrettikleri kefen hırsızının oğlunun yaptığı anlaşılınca hayıflanmışlar:

-Allah rahmet eylesin! Nur içinde yatsın! ‘Geberdi gitti’ diye küfrettiğimiz kefen çalardı ama böyle rezillik yapmazdı!

Herifçioğlu, babasına verdiği sözü tutmuş, arkasından rahmet okutmuştur.

 

*

 

Dişim hâlâ ağrıyor. Boğazım hâlâ gıdıklanıyor. Şu hâlde devam.

Öğretmen sınıfa girip öğrencilerinden bir hikâye yazmalarını istemiş.

Bir öğrencinin yazdığı sıra dışı hikâye çok dikkat çekiciymiş:

“Adamın biri ata binmiş ve gitmiş.

Dıgıdık.

Dıgıdık.

Dıgıdık.

Dıgıdık…”

 

Hikâyenin finali de sıradışıymış:

“Adam attan inmiş.”

 

*

Müsaadenizle. Otobüs durağa yanaştı. Otobüsten indim.

 

  • CANARAN yazıları



ARŞİV YAZILAR