Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Bitmeyen ulaşım projelerine rağmen Mersin büyüyor


Mersin; yüksek hızlı trenin olmadığı, metrosu yıllardır bekleyen, Mersin–Antalya duble yolu tamamlanamayan, bazı karayolu ve demiryolu projeleri uzun süredir devam eden bir kent. Buna rağmen limanı, ticareti, tarımı ve üretim gücüyle büyümeye devam ediyor. Vergi tahsilatında Türkiye’nin ilk altı ili arasında yer alan Mersin’in potansiyeli açık: Ulaşım yatırımları yapılmış olsaydı bu şehir yalnızca bölgenin değil, Türkiye ekonomisinin de çok daha güçlü merkezlerinden biri olabilirdi.

Mersin büyüyor. Limanı büyüyor, ihracatı büyüyor, nüfusu artıyor. Türkiye’nin dış ticaretinde önemli bir merkez olan kent, vergi tahsilatında da ülkenin ilk altı ili arasında yer alıyor. Buna rağmen Mersin’in en temel sorunlarından biri hâlâ çözülmüş değil: ulaşım. Bugün Mersin’e baktığımızda ulaştırma yatırımlarında ciddi bir gecikme olduğunu görmek zor değil. Kentin büyüme hızına karşılık ulaşım altyapısı aynı hızda gelişmedi. Bu nedenle Mersin’in potansiyelinin önemli bir kısmı kullanılamıyor.

 

Yüksek hızlı tren yok!

Türkiye’de son yıllarda yüksek hızlı tren yatırımları hızla genişledi. Ankara–İstanbul, Ankara–Konya, Ankara–Sivas hatları hizmete girdi. Yeni projelerde Konya, Antalya, Samsun ve Karadeniz hattı konuşuluyor. Ancak Mersin hâlâ doğrudan bir yüksek hızlı tren hattına sahip değil. Adana–Gaziantep hattı yapılacak olsa da bu hat yüksek hızlı tren standardında değil; yaklaşık 200 km/s hızında planlanan bir hızlı tren projesi. Mersin’in doğrudan yüksek hızlı tren ağına bağlanması ise belirsiz bir geleceğe bırakılmış durumda.

 

Metro sorunsalı

Kent içi ulaşımda da benzer bir tablo var. Yıllardır konuşulan Mersin metro projesi hâlâ hayata geçirilebilmiş değil. Oysa Mersin artık büyük bir metropol. Doğudan batıya kilometrelerce uzanan lineer yapısı nedeniyle güçlü bir raylı sistem ihtiyacı her geçen yıl daha da artıyor. Metro yalnızca bir ulaşım projesi değil, aynı zamanda bir kentleşme ve planlama projesidir. Mersin gibi hızla büyüyen bir şehir için metro ulaşımı ciddi bir rahatlama sağlayabilir. Ancak bu proje için gerekli onay ve finansman süreçleri yıllardır ilerleyemiyor.

 

Duble yol hikâyesi

Mersin–Antalya duble yolu da yıllardır konuşulan projelerden biri. Akdeniz kıyısındaki bu stratejik güzergâhın tamamlanması onlarca yıldır gündemde. Ancak yol hâlâ bitmiş değil.

Bölgede sıkça dile getirilen bir ifade var:

“Bu yolun başladığını görenler emekli oldu ama yol hâlâ tamamlanmadı.”

Benzer şekilde Mut–Silifke yolu da uzun yıllar boyunca şantiye halinde kaldı. İç Anadolu ile Akdeniz’i bağlayan bu hat bölgesel kalkınma açısından önemli olmasına rağmen süreç oldukça yavaş ilerledi.

 

Tarsus şantiye kente dönmesin

Adana–Mersin demiryolu hattının yenilenmesi kapsamında Tarsus’ta tren hattının yer altına alınması planlanıyor. Bu proje kent için önemli. Ancak çalışmaların yavaş ilerlemesi Tarsus’ta ciddi bir endişe yaratıyor. Bugün Tarsus’un önemli bölümleri şantiye görüntüsü içinde. Eğer süreç ağır ilerlerse Tarsus uzun yıllar boyunca bir “şantiye kent” haline gelebilir. Oysa bu proje hızlı ve planlı şekilde tamamlanmalı. Çünkü Tarsus sadece bir ilçe değil; Çukurova’nın en önemli tarihi ve ekonomik merkezlerinden biri.

 

Otoyol ve ücret tartışması

Mersin ile Adana arasındaki otoyol yoğun yük taşımacılığı nedeniyle artık kapasitesini zorlayan bir noktaya gelmiş durumda. Liman trafiği düşünüldüğünde bu hat sadece iki şehir için değil, Türkiye’nin lojistik sistemi açısından da kritik öneme sahip. Buna rağmen ulaşım altyapısının güçlendirilmesi konusunda Mersin uzun süredir bekliyor. Üstelik bu yolların önemli bölümü ücretli. Mersin’in ekonomisine katkısı düşünüldüğünde bu durum kentte sık sık tartışma konusu oluyor.

 

Kıbrıs bağlantısı ve deniz ulaşımı

Mersin Akdeniz’in en önemli limanlarından birine sahip. Buna rağmen Mersin ile Kuzey Kıbrıs arasında güçlü ve düzenli bir yolcu taşımacılığı merkezi oluşmuş değil. Bugün Taşucu üzerinden sınırlı feribot seferleri yapılabiliyor. Ancak bu hatların daha büyük feribotlarla ve daha güçlü bir ulaşım sistemiyle geliştirilmesi gerekiyor. Bunun yanında Mersin merkezden Kıbrıs’a düzenli feribot seferleri de düşünülmeli. Böyle bir bağlantı yalnızca turizm açısından değil, ticaret ve lojistik açısından da önemli katkı sağlayacaktır. Benzer şekilde Mersin’in uzun kıyı hattı düşünüldüğünde ilçeler arası deniz ulaşımı da değerlendirilebilir. Özellikle turizm sezonunda Mersin, Erdemli, Silifke ve Anamur arasında yapılacak feribot veya deniz ulaşımı hem turizmi hem de bölgesel hareketliliği artırabilir.

 

Turizm potansiyeli ulaşım yüzünden sınırlı

Mersin’in kilometrelerce uzanan kıyıları, tarihi mirası ve doğal zenginliği turizm açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Ancak ulaşım altyapısındaki eksiklikler bu potansiyelin tam olarak değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Antalya’ya ulaşım kolayken Mersin’e ulaşım hâlâ daha zor ve daha uzun bir süreç.

 

Mersin’e sahip çıkmak

Ortada açık bir gerçek var. Mersin Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan bir şehir. Vergi tahsilatında üst sıralarda yer alıyor. Limanı, tarımı ve ticaretiyle ülke ekonomisine değer katıyor. Ancak ulaştırma yatırımlarına bakıldığında Mersin’in hak ettiği payı aldığı söylenemez. Bu noktada yalnızca Ankara’yı eleştirmek de yeterli değil. Mersin’in kendi içinde de daha güçlü bir ortak akla ve daha güçlü bir talebe ihtiyaç var.

Çünkü gerçek şu:

Mersin’e ne Mersinliler yeterince sahip çıkıyor ne de Ankara Mersin’i yeterince görüyor. Oysa Mersin halkına bir borç var. Bu borç sadece ekonomik değil; aynı zamanda altyapı ve ulaşım borcu. Üstelik mesele yalnızca Mersin meselesi de değil. Mersin’in potansiyelini kullanmamak aslında Türkiye’nin kendi potansiyelini sınırlaması anlamına geliyor. Bugün Mersin bu haliyle bile vergi tahsilatında Türkiye’nin 6. ili. Eğer bu şehir ulaşım yatırımlarıyla desteklense, limanı, turizmi ve ticaretiyle çok daha büyük bir ekonomik güç haline gelebilir. Belki de o zaman Mersin Türkiye ekonomisinde ilk üç şehirden biri olur.



ARŞİV YAZILAR