Necdet Canaran

BEŞ DÜŞÜN, BİR KONUŞ


Gittim, dinledim.

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında Ak Parti Grup Sözcüsü Muhammet Emin Tunçaz sordu:

“Belediyemizle ilgili şehrin gündemine yerleşen hadiselerle ilgili belediye cenahından veya sizden henüz açıklama gelmedi.

Özel Kalem Müdürünüzün MASAK incelemesi neticesinde savcılık soruşturmasına maruz kalmasını...

Belediye kaynaklarının, milletin imkânlarının çarçur edildiğine veya yanlış yerlerde kullanıldığına ilişkin birtakım iddiaların oluşu sebebiyle....

Masumiyet karinesi ile bu hususta söyleyeceklerinizi dinlemek istiyoruz.”

*

Vahap Seçer, Tunçaz’a beklemediği yerden, ‘çalışmadığı dersten’ yanıt verdi:

 

“Siz hukukçusunuz. Masumiyet karinesi vurgusu yaptınız. Bu son derece önemli. Takdir edersiniz ki anayasal bir hükümdür: Devam eden bir soruşturmayla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bile konuşma yapamazsınız. Şimdi siz bu soruyu sordunuz bir hukukçu olarak. Hukukçu değilim ama size cevaplayayım. Soruşturma devam ediyor. Dosyada gizlilik var. Cumhuriyet Başsavcılığı zaten ilk etapta bir açıklama yaptı. Siz hukukçusunuz Sayın Tunçaz. Dosyada gizlilik olan bir soruşturma, içerisinde evrakların ne olduğu bilinmediği halde bir gazeteye faş ediliyorsa... Bazı karalama kampanyası başlıyorsa, bunun neresinde masumiyet karinesi vardır? Takdirlerinize bırakıyorum. Tabii ki soruşturma devam ediyor. Avukatlarımız, arkadaşımızın ne ile suçlandığı konusunda bir bilgi sahibi olur olmaz, biz de belediye olarak bu konuda açıklama yapacağız. Bunun üzerine daha derin değerlendirmeler yapmak istemiyorum. Bu da hukuka olan saygımdan dolayı.”

*

Hukukçu değilim ama mesleğim gereği devam eden ve gizlilik kararı bulunan bir soruşturmayla ilgili kalem oynatmamam gerektiğini biliyorum.

Soru kandil gibi asılı duruyor: Sayın Tunçaz’ın bir hukukçu olarak, hukukun en temel prensiplerinden birini bilmiyor olması, olası mı?

Sayın Tunçaz, ne yazık ki kötü siyaset yapıyor.

Vahap Seçer, çok donanımlı ve deneyimli bir siyasetçi.

Dersine çalışıyor, mevzuatı biliyor, kelimeleri seçerek kullanıyor. Beş kez düşünüyor, bir kez söylüyor. O bir kez söylediği söz, amiyane tabirle “cuk” oturuyor.

*

Ak Parti Grup Sözcüsü Muhammet Emin Tunçaz bu kez birkaç gündür kamuoyunda tartışılan “at eti” mevzusunu soruyor:

“Bir vatandaşımızın Alo Gıda hattına yaptığı şikâyetle, gıda denetimi neticesinde Tarım Orman Bakanlığı gıda laboratuvarınca yapılmış bir tespit var. Malum son günlerde Ramazan dolayısıyla da çokça belediyemiz tarafından iftar yemeklerinin verildiği bir döneme de denk gelmesi ayrıca bir talihsizlik netice itibariyle. Çünkü kamuoyunda bu hususta ister istemez duyan herkeste bir istifham oluştu. Bu hususta da, soruşturmaya, halel getirmeyecek şekilde idari olarak, gerekli çalışmaların yapıldığına ilişkin meclisimizin ve milletimizin bilgilendirilmesi talebimiz var.”

*

Vahap Seçer, Tunçaz’a bu kez ‘zaman ayarlı’ ters köşe yapıyor:

“Ramazan günü, yukarıda Allah var, zorlamayın kendinizi. Beş düşünüp, bir konuşmamızda yarar var. Neden? Bu iddia Ramazan ayında değil, Ramazan öncesi 4 Şubat'ta ortaya atılmış. Bu hassas günlerde toplumun huzurunu kaçırmayalım.”

*

Seçer, belediye aşhanesine açık ihale ile et alımı yapıldığını... Belediyeye yapılan et teslimlerinin resmi denetim süreçleri ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini... Denetleme yetkisinin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde olduğunu belirtti ve Tunçaz’a şöyle seslendi: “Bu bir siyasi malzeme haline getirildi.

Biz mağdur olan tarafız. Vatandaştan farkımız vatandaş kilo kilo et alıyor, biz günde 500 ile bin 200 kilo arası et tüketiyoruz. Denetleme yetkisi bize ait değildir, Tarım ve Orman Bakanlığı'ndadır. Evime bu eti ben de almış olabilirdim. Nasıl beni sorumlu tutabilirsiniz? Ya ben size sormam mı? Sizin bakanınız yok mu? Sizin kontrol, denetim mekanizmanız yok mu? Bu yarış atı ya da neyse nasıl çıkıyor oradan bizim soframıza geliyor, bunun takibi yok mu?”

 

*

Birkaç gündür kamuoyunda tartışılan “at eti” mevzusuna dair yapılan şikâyetin 4 Şubat tarihinde yapıldığını ‘Sağır Sultan’ duyunca haliyle ben de duydum, öğrendim.

Soru kandil gibi asılı duruyor: Sayın Tunçaz’ın, Ramazan ayının 4 Şubat’ta değil de 19 Şubat’ta başladığını; dolayısıyla ‘yarış atı ya da neyse’ tek tırnaklı hayvan etinin belediyenin kurduğu iftar sofralarında tüketilmediğini bilmiyor olması, olası mı?

Sayın Tunçaz, ne yazık ki kötü siyaset yapıyor.

“Acaba” diyorum Sayın Tunçaz, Mecliste yapacağı konuşmayı hazırlarken akşam elektrikler kesildi de sorduğu sorulara yeterli özeni gösteremedi mi?



ARŞİV YAZILAR