Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Prof. Dr. Erkan Aktaş 

ÇİN’İN KARŞI KONULAMAZ YÜKSELİŞİ


Küresel ekonomi son otuz yılda büyük bir dönüşüm yaşadı. Bu dönüşümün merkezinde ise tartışmasız şekilde Çin yer alıyor. Bugün Çin, sadece büyüyen bir ekonomi değil; aynı zamanda üretim, altyapı ve ticaret kapasitesiyle dünyaya yön veren bir güç haline gelmiş durumda.

Çin’in gücünü anlamak için sektörler bazında tabloya bakmak yeterlidir. Tarımda dünya üretim değerinin yaklaşık %30–33’ünü tek başına gerçekleştiren Çin, bu alanda açık ara lider konumdadır. Sanayide ise küresel üretimin yaklaşık %30–31’ini elinde bulundurarak dünyanın en büyük üretim üssü haline gelmiştir. İnşaat sektöründe de yaklaşık %25’lik pay ile dünya ölçeğinde belirleyici bir aktör konumundadır.

Bu tabloya turizmi eklediğimizde, Çin’in burada da ilk 5 içinde yer aldığını ve küresel turizm gelirlerinden yaklaşık %10–12 pay aldığını görüyoruz. Yani Çin sadece üretim değil, hizmet sektöründe de güçlü bir aktördür.

Ancak Çin’in asıl fark yarattığı alanlardan biri lojistik ve ulaşımdır. Bugün dünyanın en büyük konteyner limanlarının önemli bir kısmı Çin’dedir. Şanghay Limanı uzun yıllardır dünyanın en yoğun konteyner limanı olarak birinci sıradadır. Shenzhen, Ningbo ve Guangzhou gibi limanlar da ilk 10 içinde yer almaktadır. Bu durum, Çin’in sadece üretmediğini, aynı zamanda ürettiğini dünyaya en hızlı ve en düşük maliyetle ulaştırabildiğini göstermektedir.

Ulaşım altyapısında ise Çin adeta rakipsizdir. Dünyadaki yüksek hızlı tren hatlarının yaklaşık %65–70’i Çin’dedir. Otoyol ve duble yol ağında da dünyanın en geniş sistemlerinden birini kurmuştur. Bu altyapı, Çin’in ekonomik büyümesini destekleyen en kritik unsurlardan biridir.

Bununla birlikte Çin, enerji alanında önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Güneş enerjisinde dünya kurulu kapasitesinin yaklaşık %35’ine, rüzgâr enerjisinde ise %30’una sahip olan Çin, her iki alanda da dünya lideridir. Bu durum, Çin’in enerji bağımlılığını azaltma yönünde stratejik bir hamle içinde olduğunu göstermektedir.

Ancak tüm bu güçlü tabloya rağmen Çin’in en büyük zayıf noktası enerji bağımlılığıdır. Çin bugün dünya petrol ithalatının yaklaşık %20’sini tek başına gerçekleştirmekte ve bu alanda dünyanın en büyük ithalatçısı konumundadır. Doğal gazda ise dünyanın en büyük ikinci ithalatçısıdır. Bu durum, Çin ekonomisini küresel enerji fiyatlarına ve jeopolitik risklere son derece açık hale getirmektedir.

Dolayısıyla ortaya çok çarpıcı bir tablo çıkmaktadır: Çin üretimde, sanayide, lojistikte ve altyapıda dünya lideridir; ancak bu devasa sistem büyük ölçüde dışarıdan sağlanan enerjiye dayanmaktadır.

Bu nedenle Çin’in yükselişi sadece bir büyüme hikâyesi değil, aynı zamanda bir denge arayışıdır. Bir yanda küresel üretim gücü, diğer yanda enerji bağımlılığı. Çin’in önümüzdeki dönemde başarısı, bu iki unsur arasındaki dengeyi nasıl kuracağına bağlı olacaktır.

Sonuç olarak Çin, bugün dünyaya meydan okuyan bir ekonomik güçtür. Ancak bu meydan okuma, enerji bağımlılığı çözülmeden tam anlamıyla sürdürülebilir değildir. Küresel sistemin geleceği, belki de Çin’in bu açmazı nasıl yöneteceği ile şekillenecektir.



ARŞİV YAZILAR