BAŞARI TESADÜF DEĞİLDİR
Farklılıklar olmasa dünya ne kadar sıkıcı bir yer olurdu düşünsenize…
Batı sanat tarihinin en etkili figürlerinden post-empresyonist ressamı Vincent Van Gogh, yaşamı boyunca epilepsi, bipolar ile sınır kişilik bozukluğu hastalıklarının etkisiyle insanlığa eşsiz eserler kazandırdı.
‘Etkisiyle’ ifadesini kullandım çünkü ruh hastalarının hayal gücünün sınırsızlığının yaşama katkısı son dönemlerin en çok konuşulan konuları arasında yer aldı.
Bu yüzdendir ki toplum sanatçılara her daim ‘tuhaf, garip, deli…’ gibi yakıştırmalarda bulunmuştur.
Onca karmaşayla mücadele eden Van Gogh, çizdikçe iyileştiğini fark etmiş olacak ki:
‘Sanat, hayatın kırdığı insanları tedavi eder!’ demiş.
Şüphesiz spor da öyle.
Siyasallaşan ve giderek vandallaşan bugünkü futbolu saymazsak içinde bulunduğumuz kaostan uzaklaşmanın en etkin yöntemlerinden biri.
Neyse ki voleybol tutkunuyum.
Bir de şu Fenerbahçe hezimetleri olmasa keyfim şölene dönüşürdü. Ancak n’aparsınız Fenerli olmak her şeye rağmen, her daim umudu diri tutmayı da öğretti.
Malumunuz Sultanlar Ligi’nde normal sezon sona erdi. Sıra play-off’lara geldi. Vakıfbank ligi tek yenilgiyle birinci sırada tamamladı. En yakın rakibini play-off’da ilk maçında 3-0 yendi. Aynı zamanda CEV Avrupa Kupası’nın en iddialı ekibi. Kupa Voley’i ise müzesine götürmeyi başardı.
Peki nedir takımın başarısının sırrı?
Öncelikle elbette antrenör farkı.
Giovanni Guidetti, dokuz yıldır kulübün başında. Ekibini iyi tanıyor. Gücünün ve dezavantajlarının farkında. Geçen sene yapılanmaya gitti. Boskovic ve Markova atağıyla hücum gücünü zirveye taşıdı.

Yıllarca Eczacıbaşı’nda kupa ve şampiyonluk yaşayamayan Tijana Boskovic’i güven vererek renklerine bağladı. Eski gücüne kavuşmasını, kaybolan özgüveninin yerine gelmesini sağladı. Lig başladığında ve ortalarında Boskovic vasat performanslar gösterse de son maçlarda deyim yerindeyse patlama yaşadı. Dünyanın en iyi pasör çaprazlarından biri olduğunu hatırlattı.
Bununla birlikte takıma kolay adapte oldu. Özellikle pasör uyumu sorunsalını kısa zamanda aştı.
Nerde, ne zaman oyuna ağırlığını koyması gerektiğini deneyimi sayesinde isabetle saptadı. Bazı setlerde yerini Markova’ya bırakarak defans ve bloğa ağırlık verdi. Bu arada arka topları çıkarmak için gösterdiği çaba göze çarptı. Böylece Vakıfbank’ın sadece ülkemizde değil dünyada iddialı olmasını sağladı.
Voleybol meraklıları hatırlayacaktır bu yıla smaçörler damga vuracak demiştim. Markova, Ebrar, Cazaute, Yaprak, Hande, Derya gibi oyuncuları baz alarak böylesi çıkarıma varmıştım. Sezon sonunda haksız olmadığımı gördüm. Çünkü bilhassa Marina Markova bir anda dünyanın en dikkat çeken sporcusu haline geldi. Henüz iki yıl öncesine kadar Muratpaşa gibi ortalama takımdayken Guidetti’nin dikkatini çekerek Vakıfbank’a katıldı. Fiziksel avantajlarına tekniği de ekleyerek yıldızlaştı. 25 yaşında voleybol kariyerinin zirvesini yaşamaya başladı. 2 metre boyuna sıçrama kabiliyetini ekleyerek çıkarılması imkânsız smaçlara adını yazdırdı. Geçen sezon yaşadığı servis, karşılama ve defans sorunsalını aştı. Verdiği röportajlarda antrenörünün kendisine bu güveni aşıladığını anlattı.
Vakıfbank deyince, Cansu Özbay farkından söz etmesek haksızlık olur. 29 yaşındaki Milli Pasör, geçen dönemlerdeki inişli çıkışlı grafiğini düzeltti. Gücü ve isabetiyle ekibine güven aşıladı. Aynı zamanda hırsı en çok dikkat çeken özelliği oldu. Defans kalitesi ise takım arkadaşlarıyla paralel oranda yükseldi. Cansu’nun bu yükselişi Milli Takım açısından da umut verdi.
Libero Ayça Aykaç ise belki de kariyerinin en iyi dönemini yaşadı. Türk Milli Takımında Santarelli’nin tercihleri dışında bırakılırken önümüzdeki yıl için libero yarışında ‘ben de varım’ dedi.
Fransız Helena Cazaute, takıma ivme kazandıran isabetli transferlerin başında yer aldı. Güçlü servis tekniği ve defans özelliği dikkat çekti.
Galatasaray’dan Vakıf’a geçen Katarina Dangubic de Guidetti’nin rotasyonunda sağlam yerini alarak başarıda etkin rol oynadı.
Orta oyuncu Amerikalı deneyimli Chiaga Ogbogu ise bazı kritik karşılaşmalarda namının hakkını verdi.
Uzun zamandır istediği çıtayı yakalayamayan Zehra Güneş, eski şaşaalı günlerine döndüğünü son haftalarda kanıtladı.
Türkiye’nin yetiştirdiği genç oyuncu Deniz Uyanık ise gelecek vadeden sporculara örnek gösterildi.
Sıla, Derya, Berka gibi ayrı paragraf açmadığım oyuncular da Vakıfbank’ın yadsınamaz başarısında etkili oldu.
Buna ek olarak başarıda tesadüflere yer olmadığı bir kez daha anlaşıldı.
Ne diyelim?
Umarım Fenerbahçe Antrenörü Abbondanza, Guidetti stratejisinden ilham alır da Fenerbahçelilerin yaşadığı bu hüsrana artık bir son verir!!!

