Bülent Ufuk Ateş
SEYİRLİK

Bülent Ufuk Ateş

YA ÇEMBERİN İÇİNDESİN YA DA DIŞINDA


“Ya dışındasındır çemberin

Ya da içinde yer alacaksın

Kendin içindeyken kafan dışındaysa

Çaresi yok kardeşim

Her akşam böyle içip, kederlenip

Mutsuz olacaksın

Meyhane masalarında kahrolacaksın

Şiirlerle, şarkılarla kendini avutacaksın

Ya dışındasındır çemberin

Ya da içinde yer alacaksın.”

 

Murathan Mungan’ın bu şiirini Yeni Türkü besteleyip yorumladığı için milyonlarca insan tarafından ezbere bilinir. 12 Eylül faşizminin sıcak yaşandığı günlerde aydınlık günlere ulaşmada umut aşılayan şarkı işlevini gördü.

80’li yıllarda benim de sıkça dinlediğim eserler arasındaydı. Müzik ve şiirle ‘iman tazelediğimiz’ günlerdi. Bugünlerde aynı şiir-şarkıya yeni bir yorum getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Siyasal iklim, ülkemizin ya koyu bir karanlığa ya da aydınlık günlere evrilmesi öngörüsündedir.

‘Hepimiz aynı gemideyiz’, ‘milli birlik’ vb. lafızların gündemden düşürülmesi için her bireyin tarafını net biçimde belirlemesi zorunluluktur. Söylemle değil eylemle…

Eskişehirli maden işçilerinin başarıyla sonuçlanan direnişi süreçte örnek alınacak niteliktedir. 200 kilometre yürüyerek eylemlerini Ankara’ya taşıyan işçiler, kamuoyunda gündemin ön sırasına otururken halkla bütünleşebildi. Bunda kuşkusuz, Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın ve yöneticilerinin ödünsüz sınıf sendikacılığının payı büyük. Yenilenler arasında sarı sendikacılık da vardır. Başaran Aksu ve Gökay Çakır sendika yönetimlerinin nasıl olması gerektiğini gösterdi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın desteği ise, siyasetin kuru bir söylemden ibaret olmaması gerektiğini kanıtlar nitelikteydi. Madencilerle birlikte bedenini açlığa yatırırken, ‘Sizler ne karar alırsanız, nerede durmamızı istiyorsanız buna uyarız’ diyerek gerçek öznenin işçiler olduğunu eylemliliğiyle gösteriyordu.

Madenci eylemlerini Halk TV, Sözcü TV, NOW TV ve kimi dijital mecralar aktif biçimde halka ulaştırırken TRT, ATV, CNN, TGRT, Haber Türk gibi iktidar sözcüleri kulaklarını ve kameralarını kapatmıştı.

* ‘Ben gazeteciyim’ diyenler de artık saflarını belirtik kılmalıdır. Ya Yıldızlar Holding tarafındasınızdır ya da maden işçilerinin!

* Ya İsmail Arı, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ gibi gazetecilik yapacağız ya da Cem Küçük, Ahmet Hakan, Nagehan Alçı’yı rol model göreceğiz.

* Ya katledilen Gülistan Doku’dan yana olacaksınız ya da Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in!

* Ya köyünü, ormanını, zeytinini koruduğu için tutuklanan Esra Işık’tan yana olacağız ya da geleceğimizi yok etmekte kararlı ilerleyen Limak’tan yana!

* Ya Arslanköy’de 23 hektarlık maden sahasını ‘ÇED gerekli değil’ fetvasına da yaslanarak 510 hektara çıkarmak isteyen Berus Madencilik’ten yana olacağız ya da ‘ormanımızı, meramızı, tarım arazimizi patronlara peşkeş çektirmeyeceğiz’ diyen yurttaşların yanında saf tutacağız.

Yani özetle; ‘celladımızın kılıcını yalamayıp’ bedel ödemeyi de göze alarak aydınlık günlere ulaşmak için yönümüzü sokakta, meydanlarda, direnişte belirleyeceğiz. Tüm emekçilerin 1 Mayıs’ı kutlu olsun.



ARŞİV YAZILAR