Ergün Parlat

Ergün Parlat

ÖTEKİLER


Meşale kendini tüketerek aydınlatıyor, mum kendini eriterek.

Hep ölçüleri, kalıpları var kendilerince; insanları dışlamaya, ayrıştırmaya, ötekileştirmeye çabaladıkları.

Toplum bazı konularda hiçbir zaman hiçbir şey bilmez ve bu durum bir grup insana son derecede adil görünür.

Aydınlanmada, Güneş ulaşacağımız son zirve olarak gösterilir. Selam olsun Güneş’ten öteye yola çıkanlara.

Werner Sombart, geçim ekonomisi ile piyasa ekonomisi arasında Aristoteles’in yaptığı ayrım üzerine bir kuramsal yapı inşa etmiştir. Geçim ekonomisinde üretim hacmini tüketicinin alım gücü, yani talep belirlerken, piyasa ekonomisinde ise belirleyici etken kar istemidir.

***

Yaptığımız şeylerin dörtte üçü hata değil mi? Tutkularının tutsağı olmamış bir insan var mı?

Bazen bir insanın karşısında durur, gözlerinin içine bakarsınız. Ama onun hatalı olduğunu anlatacak ve kanıtlayacak sözler bulmakta zorlanırsınız.

Bugünün özgürlük anlayışı, bir kısım insanın köleliği üzerine kurulu.

Kaldırımlarda yürürken sağıma soluma bakınıyorum. Gönlümün geçmişteki düş kırıklıkları kentin yüzüne yansımıyor. Biz en son öğrenenleriz ve ilk kaybedenleriz.

Bir yerde seslerin çok çıkması, orada iletişimlerin sağlıklı, dengeli, çağdaş, demokratik olarak kurulduğu anlamına gelmiyor.

Küreselciler, kıskaçlarına aldıkları ülkelere yakıcı, yıkıcı, yok edici dayatmalar sunuyor. Sömürgeleştirmenin temel yöntemlerinden biri de enerji alanındaki anlaşma ve yaptırımlar.

Sonunda faturaları halk öder. Çünkü bazı azınlıklar, diğerlerinden daha fazla azınlıktadır.

Daha kaç insan mutsuzluğa itilmeli bir insanın başarısı için? Ama üzgün, kırgın da olsanız, karanlığın yıkık duvarlarındaki bu dünyada yaşanıyor. Bunca yılın ardından anlıyorsunuz neden altı çürümüş bir tekne gibi kumsala çekilip bırakıldığınızı yıllar önce.

Sosyal kabul görmemek, sıradan bir insan muamelesi görmek ne kadar da yaralayıcıdır.

Eski bir söz şöyledir: “Boğaya önden, ata arkadan, aptala ise hiçbir yönden yaklaşma!”

Uluslararası sermaye, az gelişmiş ülke insanlarını ya katlanma ya da seslerini yükseltme ikilemiyle karşı karşıya bırakıyor. IMF, piyasaları kurtaran bir itfaiye görevlisi olamaz. Kırılgan ekonomilerde önce kırılgan üretim ve kırılgan finans yapısı dönüştürülmeli.

***

Yenilen içilen şeylerle ilgili şaka yapmak cehalet göstergesidir. Bir sanatçının ise yapıtlarında, insanların yaşayabildiklerinin yanında, yaşayamadıklarını da yansıtma sorumluluğu vardır.

Ötekiler niçin var? Çünkü dönüşememiş köylülük var, kasaba tipi inanış biçimi var.           

Siz de görüyorsunuz; her şeyden vazgeçmemiz, her şeylere sahip olanlar tarafından isteniyor. Bize bir çiçek buketi veriliyor, ama önceden parmaklarımız kırıldıktan sonra.



ARŞİV YAZILAR