Siyaset dünyası ayar alır mı?
Kiminle konuşuyorsam, siyasetten, siyaset kurumlarından şikayetçi, aynı zamanda sitemkar. Yalnız bununla kalsa iyi, müthiş bir güvensizlik sorunu da var siyasete ve siyaset kurumlarına.
Birbirine benzemezlerin kulvar (parti) değiştirerek aynı güzergahta yer almaları, ideolojik hiçbir yakınlıkları olmadığı halde geçiş yaptıktan sonra yeni mekana göre mevzi alarak, bugüne kadar kullanılmayan söylemlerin kullanılmış olmasının çevreye yaydığı rahatsızlık güvensizliğin temel esaslarını oluşturuyor.
Geride bıraktığımız zaman diliminde genel siyaset alanındaki geçişlerin varlığına alışmıştık, şimdi yerel siyasete nüfuz etmesine de tanıklık ediyoruz. Seçmen iradesine saygısızlık olarak değerlendirilmesi gereken bu durumun normalmiş gibi kamuoyu algısına oturtulma çabası da ayrıca tartışılması gereken ciddi bir handikap.
Seçmen iradesi ile seçilenlerin iradeyi boşa çıkarma hallerinin saygısızlığına karşı seçmenin hiçbir yaptırımı yok. Bir sonraki seçimde hesabının sorulma ihtimali olsa bile ‘garantisi’ yok. Yani seçmen iradesi boşlukta sallanıyor. Zaten güvensizlikte bu nedenlerden dolayı.
Seçmen iradesinin garantiye alınması yasa ile mümkündür. Uzun zamandır tartışılan, konuşulan Siyasi partiler kanununun mutlak surette değişmesi gerekiyor ki, hileci siyasetçi profili de seçmen iradesine ‘tecavüz’ etmesin.
Yeni Türkiye söylemlerinin muhatabı durumunda olan demokrasi ile taçlandırılmış Cumhuriyetin kodlarının zarar görmemesi adına en uygun zaman dilimini kullanıyoruz. Barış, çözüm süreci, terörsüz Türkiye söylemlerinin heba olmaması için siyaset dünyasının ayara ihtiyacı var. Siyasi partiler kanununda yapılması arzulanan değişiklikle seçmen iradesinin güvence altına alınması şart.


