Kemal İstek

Adalıoğlu’nun işaret fişeği


Özellikle son yıllarda dibe vuran mesleklerden birisi de gazetecilik oldu. Yaygın medyada parti sözcülüğüne soyunan gazeteciler güven erozyonuna neden oluyor.

Gazeteciliğin ne olduğu veya ne olmadığı konusunda çok şey söylenebilir; ama ortak bir payda vardır, kamu yararı...

Yaygın medyanın karşısında her zaman bir Anadolu basını vardır. Kamu yararını en çok da yerelde emeğini veren basın mensupları ortaya koyarlar. Her ilde gazetecilerin mesleki anlamda ağabeyleri olduğu bilinir. Ve onlar mesleki bilgi ve deneyimleriyle genç gazetecilerin geleceğe hazırlanmasında çok önemli örnektirler.

Fakat, günümüzde ekonomik şartlar ve iflasa sürüklenen yerel basın kuruluşları nedeniyle bu kuşakta çok hızlı bir şekilde varlığını yitiriyor. Buna rağmen ayakta kalanlar var mı? Var...

Geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısıyla gündem konusu olan Gazeteci Ali Adalıoğlu’da sözünü ettiğim eski tüfeklerdendir. Onu kamuoyu çok iyi tanır. Her şeyden önce Adalıoğlu, dün nasılsa bugünde aynen öyle bir gazetecidir; yalan haber bilmez, şantaj yapmaz, eğilmez bükülmez ve korkmaz da...

Öte yandan Ali Ağabey, alın teri dökerek ekonomik özgürlüğünü sağlamış bir gazetecidir. O, her zaman kamuoyunun önünde olmuş, mesleki anlamda idol noktasına gelmiştir.

Bugün gelinen noktada, yerlerde sürünen ‘gazeteciliğe’ sahip çıkmak için elini taşın altına koydu. Mesleki bilgi ve tecrübesini kısa zamanda gösterdi. Güney Gazetesi onun imtiyaz sahipliği ve yayın yönetmenliğinde etki bağlamında büyük aşamalar kaydetti.

Şimdi gelin güncel konumuza geri dönelim: Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok’u eleştiren köşe yazsıyla gündemde ilk sıraya oturan Gazeteci Adalıoğlu, aslında testi kırılmadan bir uyarı yapmış oldu. Genel sekreter Olcay Tok ile ilgili siyasi kulislerde seslendirilen fetöcü iddialarını yazısına taşımış olması en başta Tok için bir fırsat ortaya koydu.

Konuya ilişkin daha fazla detay öğrenmek isteyenler Adalıoğlu’nun köşe yazısını okuyabilirler. Bizim gibi kulis takibi yapanlar için bunlar zaten bildik iddialardı. Sağır sultanın duyduğu bu iddiaları yazmak ise hem cesaret, hem de bir gazetecilik işiydi; Adalıoğlu da işte tam da bunu yaptı.

Aklımdayken uyarayım: Gazetecilik bağlamında yeterliliği olmayanlar lütfen bu topa girmesin; çünkü bu aşamadan sonra iddiaların araştırılması ve yargı süreci işleyecektir.  Ve tabi ki geçmişte emniyet müdürlüğü görevinde bulunan birisineyse, bu aşamaları anlatmaya gerek duymam.

‘Kervan böyle de yürür’ denirse buna bir sözüm yok ama olası yanlış anlamaları ortadan kaldırmak istenirse, birinci elden Adalıoğlu’nun bilgisine başvurmakta yarar var derim.

Şunu da unutmayalım: Günümüzde terör bağlantıları yüzünden çok sayıda belediyelere kayyum ataması gerekleşti. Terör unsurlarıyla mücadelede asla taviz vermeyen bir devlet var.

Benden söylemesi, bu aşamadan sonra ne kulağın üstüne yatılır, ne de kulak arkası yapılır. İddialar karşısında susmak kabullenmek anlamı taşıyabilir. Şu da var, göç yolda da düzülür ama kırılan testi bir daha onarılmaz. Bu, Gazeteci Adalıoğlu’nun bir işaret fişeğidir; olayı doğru okuyanlar için...



ARŞİV YAZILAR