Ergün Parlat

Ergün Parlat

DÜŞTEN SONRA


Düşün sonu geldi. Çünkü bulutlar bizi aşağıya bıraktı. Solan güneşin ardında kaldı anılar. Açıkça ve yüksek sesle konuşmak güçleşti. Gece, gecenin ardından yine gece.

Rüzgarı görüyordum. Ağaçları, bulutları, gökyüzünü. Şimdiyse kendi içinde boğulmak yaşadığım. Kendimden dışarıya taşınamamak.

Artık bazı şeyleri göremesek de, onları duyumsamayı sürdürürüz. Artık yollardaki yürüyüşler sona ermiş, sürüklenme başlamıştır. Ne yaparsınız, her şeyi her an elinizde tutamıyorsunuz. Yaşamı öğrenmeyi sürdüreceğiz demek ki ölünceye dek.

Fısıltılı sözcükler üst üste gelen tokatlara dönüşmüştür artık. Onun peşindense savrulma. İşin kötü yanı, ne denli içinizi yaksa da, sizin yaşadığınız trajedi başkalarının komedisi olmuştur. Birinin çırpınışları, bir başkasının seyirlik eğlencesine dönüşüyor.

Bir kavşakta kesişen yollar, başka bir kavşakta ayrılıvermiştir ansızın. Bir varmış, bir yokmuş. Şarkılar da ölürmüş.

Duygularla birlikte düşünceler de derinliğini, anlamını yitirmeye başlıyor. Başkalarında kendini arayıp bulamamak olmalı bu yaşanan.

Zihninizdeki sizin için önem taşıyan bazı şeyleri yıkmanız gerektiği kanısına varırsınız. Eğer bu kanı sizde henüz oluşmamışsa, başkaları bunu size dayatır. Bu andan başlayarak her şeye bir ölünün gözlerinden bakmaya başladığınız için, her şey siz ayrımlı görünür.

Sizin için görünenleri görmezden gelmenin, görünmeyenleri ise görebilmeyi başarmanın zamanı gelmiştir artık.

Kırılmış, parçaları masanın ayaklarının dibine saçılmış bir vazo durumu çok iyi anlatır. Belki de çok uzun sürecek bir dinlenme dönemi. Çünkü serüven bitmiştir.

Günlük kaygılar, günlük sorular geri plana itilmiştir. Dalgaların, bulut kümelerinin coşkusu görünmez olur. Filmlerdeki gibi bitmeyen bir öykü daha. Yenilmiş, yıpranmış da olsanız, yeniden ayağa kalkmanız istenir.

Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşmak umuduyla.



ARŞİV YAZILAR