Bekir Yıldız

"Dile Sevgi, Kadına Saygı"


Grek kadınlarından en fazla 3 çocuk doğurmaları istenirmiş.

 

İkisi erkek biri kız...

Erkek çocuğun biri savaşta ölürse diğeri soyu devam ettirecek.

 

Bazı kaynaklarda aileler arası ittifaklarda işe yarardı denilse de kız çocuğunun üremeyi sağlamaktan başka bir görevi yokmuş.

 

Fazla doğan kız çocukları kırlık bir arazide ölüme terkedilirmiş.

 

Bir süre ölmeleri beklenirmiş.

 

Ölmeyen bebekleri, dayanıklı olduklarını düşünerek fahişe ve köle olarak yetiştirirlermiş.

 

Eski Yunan'da Tahıl Tanrıçası Demeter ve kızı onuruna her yıl düzenlenen Eleusis Gizemleri dönemin en kutsal ritüeliydi.

 

Bu törenlerde gizemciler "Yağ" diyerek gökyüzüne, "Hamile Kal" diyerek yeryüzüne bakarlardı.

 

Gökyüzü erkek, yeryüzü kadındı.

 

Yağan yağmur toprağı döllerdi.

 

Mağaralar rahim, taşlar kemik, yeryüzü merkezi göbek, sular ise kan idi.

 

Ne kötüdür ki binlerce yıldır erkekleri hep göğe çıkarmış, kadınları ise yerin dibine sokmuşuz.

 

Ülkemizde kadın dövülmeyen, taciz ve tecavüz edilmeyen, öldürülmeyen gün geçmiyor.

 

Kadına karşı işlenen suçların en basiti hakaretmiş. Bu asla kabul edilmemeli. Hakaret ağır bir suçtur.  Önce konuşmayı öğrenmeliyiz. Kime karşı nasıl konuşmamız gerektiğini çok iyi bilmeliyiz.

 

"Karı gibi gülme", "kız gibi oynama" diyerek hem kadını aşağılamış hem de toplumda yanlış algılar oluşturmuşuz.

 

Küçük bir çocuk sokakta oyun oynadığı arkadaşı ile tartışırken "biraz erkek ol doğruyu söyle" diyebilir hale gelmiş.

 

O çocuk kendiliğinden öğrenmedi. Tepeden aşağıya doğru yanlışlar silsilesi ile öğrendi.

 

Dil çok önemlidir. Tepedekilerin bu konuya daha fazla önem vermesi gerekiyor.

 

Mesela tepedekiler pandemi döneminde dili kullanamadılar. "Kademeli Normalleşme" dediler, insanlar normalleşme anladı. "Kontrollü Sosyal Hayat" dediler insanlar sosyal hayat anladı. Toplum psikolojisini bilen, sosyolojiden anlayan, dili iyi kullanan bir ekip bu yanlışı yapmazdı.

 

Dile sevgi, kadına saygı ile...



ARŞİV YAZILAR