Hülya Aslan

YÖK BAŞKANI VE ANILARDA SINAVLARIN ÇALINMASI


Sınavların her şey ve her başarının anahtarı sayılan ülkemizde sınav sektörü bildiğimizin çok ama çok üstünde işliyor. Sadece ÖSYM’nin sayfasına girip sınavlar kısmına baktığınızda 34 çeşit sınavın yapıldığını görürsünüz. MEB’in kendi bünyesinde yapılan sınavlar ise ayrıdır.

 

ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) ve YÖK (Yükseköğretim Kurumu) bu sınavların merkezini oluşturan ülkemizin en önemli iki kurumudur. Her iki kurumun başında da profesör bulunur.

Bu kurumlar hepimizin yakından bildiği, duyduğu çok önemli sınavları yapıyor yıllardır. Öğretim üyesi, doçentlik gibi sınavları YÖK yaparken, aynı zamanda YÖK, ÖSYM’nin yaptığı TUS, DUS, ALES, KPSS, YKS gibi sınav türlerinin de kurallarını koyuyor.

 

Örneğin bu hafta sonu yapılacak olan ve yaklaşık 2,5 milyon öğrencinin gireceği Yükseköğretim Kurumları (YKS) daha bilindik adı ile Üniversite giriş sınavının kurallarını koyan YÖK, sınavı uygulayan ÖSYM oluyor kısa ifadeyle.

 

Nüfusumuzun yüzde15,8’ini oluşturan gençlerimizin farklı farklı girdiği bu sınavların anahtarları bildiğiniz gibi uzun zamanlar çalınmış. Dolayısıyla bu durum genç işsizlik oranı yüzde 25’e ulaşmış evlatlarımızın aynı zamanda başarıları, gelecekleri de çalınmış anlamı taşımaktadır.

Bunları nereden çıkardık şimdi çocuklarımızın Cumartesi, Pazar günü girecekleri Üniversite sınavı arifesinde diyebilirsiniz.

 

Fakat 22 Haziran’da bir televizyon kanalında eski YÖK Başkanı Profesör Yusuf Ziya Özcan kendi dönemiyle ilgili (2007-2011) tamda bunları anlatıyor. Yani soruların nasıl çalındığını anlatıyor. Ve de bunun, çocuklarımızın yarınları, umutları, güvenleri, sevinçleri olduğunu duyumsamadan sözcükleri sıralıyor eski başkan, Türkiye’nin Eğitim Sistemi ve Sınavlar konulu programda da buradan çıktı ne yazık ki…

 

FETÖ denen ucubenin ÖSYM’nin tüm sorularını çaldığını söyleyerek başlıyor. Hiç affedemediği belli bir kesimin, zümrenin çocuklarının bu çalma ile ileri itildiği olmuş. Bunların en büyük zararı o sınavlarda hak yemeleriymiş. Bizim çocuklarımızın(?) önüne geçip şanslarının arttırılmasıymış, sonra da şu eklemeyi yapıyor. “Çok dikkatli olamadık”

 

Nasıl süper değil mi?

 

Birileri kandırılıyor, birileri dikkatli olamadığını söylüyor.

 

51 dakika süren bu programda soruların nasıl çalındığının anlatıldığı 45. dakikadan itibaren utanç ve kızgınlığı aynı anda tüm vücudumda hissettim.

 

Nasıl hissetmeyeyim ki!

 

Öğrencilerimin uykusuz, sürekli yorgun halleri ile dersten derse koşmaları, ailelerin ise servis ve para kaynağı görevi dışında çocukları ile iletişim kuramadıkları günlerini gördükçe ve yaşadıkça ya da 30’lu yaşlara gelmiş atanamama ihtimaline rağmen KPSS sınavıyla boğuşan mezunları ve intihar edenleri düşündükçe kaslarımın kemiklerimden ayrıldığını hissedercesine acı çekiyorum.

 

Yetmiyor acım ……………….

 

Bu sınavlarda görevli olan biz hocaları nasıl dikkatli ve kandırılmadan içeri aldıklarını, onu da bu acımla ben anlatayım.

 

Çünkü çalmalar hele ki yarınları geleceği çalmalar bizim ne literatürümüzde ne de şahitliğimizde yoktur, olamaz da.

 

İşte eski başkanın anlattığı soruların merkezden çalındığı bu sınavlarda görevli olan bizlerin evlilik yüzüğüne kolye ve tokasına varana kadar çıkarılır. Diyelim ki biri üzerinizde kalmış, bu kez de nereye bırakacağız derdine düşersiniz sizin olan şeylerin, bir keresinde bitkilerden birinin arasına kolyemi bıraktığımı ve yerini unutmamam gerektiğini hatırlarım.

Biz görevliler için elbette bu ve benzeri önlemler alınmalıdır. Sorguladığımız şey niye bu önlemler noktası asla değildir.

 

Ancak lütfen yani odanızdan o zamanların anlı şanlı savcıları aracılığı ile sizin ellerinizle verdiğiniz bilmem kaç terabaytlık disklerle tüm soruların geçmiş ve gelecekleri yani havuzda ne kadar soru varsa yükleniyor ve “bizim de saflığımıza bak” diyerek işin içinden çıkıyorsunuz bunun adı da “Samimi fetö açıklamaları” olup manşetlere taşınıyor.

 

Niye?

 

Çünkü bu fetö denen grubun tanımları, bugünkü nitelikleri belli olmadığı için ve kriterleri o zaman bilinmediğinden, eğer bilinseymiş üniversitelerde bunlara yol vermezlermiş de o yüzden.

 

Hocanın kendi elleri ile verdiği terebaytlık disklere yüklenip, çıkarılan sınav adı Üniversite Giriş sınavı, ALES sınavı, KPSS sınavı, ÖSYM’nin YÖK kuralları ile işlettiği işletmediği ne kadar sınav varsa hepsi ya da …….terebaytları kendi söylüyor.

 

MEB ve diğer kurumların yaptığı sınavlar bonus olarak görülebilir.

 

İşte bu sınavların başarı anahtarları ile bugün barolara, odalara, sendikalara kayıtlı binlerce meslek elemanı yerleştirildi. Kamusal işlev gören tüm bu kurumların istenilen ayarlara gelmesi, seçim şekillerinin beğenilmemesinin yüksek perdeden söylemi acaba neden ki……….

 

YÖK, TSK kadar MİT kadar önemli bir kurum diyor sunucu eski YÖK Başkanına O da daha önemli bir kurum diye düzeltiyor.

 

Hoca çok haklı düzeltmekte. Çünkü bunların sınav ayarlarını da YÖK yapıyor.

 

Peki biz neresini düzelteceğiz hocam bu” saflıklarınızın

 

Vah benim gençlik kavramını testlerle boğan ya da orada arayan öğrencilerim vahhhhh.



ARŞİV YAZILAR