Prof. Dr. Ahmet Özer

YAŞAMA DAİR ACI VE MUTLULUK


Sorulması Gereken Sorular…

 

Kıymetli dostlar; bu minvalde, yaşama dair sorulması gereken şudur: Acı ve tatlı hayat nedir? 

 

Peki sadece açıdan ya da sadece mutluluktan müteşekkil bir hayat var mıdır? Hayatın anlamı nedir, ya da anlamlı hayat var mıdır, varsa nedir, hangisidir, nasıldır? 

 

​Bu babda birinci söyleyeceğim şey şudur: Yaşam döngüsü hep tatlı ve mutlu olamaz. Öyle olursa döngü olmaz. Nasıl ki yaşamla birlikte ölüm varsa, iyilikle birlikte kötülük varsa, mutlulukla birlikte acı da var. Bir mors alfabesi gibi…

 

Acı, bir çizgi ise, mutluluk bir noktadır. Acıdan sonra onun ödülü olarak bir mutluluk kısa süreli bir patlama olarak yaşanır. Mutluluk acıya göre daha kısa sürer. Mutluluğun kefareti olarak ise acı, sıkıntı yaşanır. Mors alfabesi gibidir buradaki işleyiş, çizgi- nokta, çizgi -nokta... Böyle sürer gider.

 

​Ve acı tatlı her şey yıllar içinde beraber büyür, kocaman bir kartopuna dönüşür. Unutmamalı ki kartopu gün gelecek erimeye başlayacak ve sonunda ondan bir şey kalmayacak. Kartopu erirken, her aşamasında avucunda bir sıcaklık hissetmeli insan. Asıl mutluluk odur işte…​

 

Bu yüzden yaşarken, yaşama renk ve değer katmalı. Yoksa son pişmanlık asla fayda etmez.

 

​Geri Gelmeyen.

 

​Mesela yazdığın yazıyı beğenmezsen bozup yeniden yazabilirsin, seyrettiğin filmi bir kez daha seyredebilirsin. Boşanıp yeniden evlenebilirsin. Başka bir ülkeye iltica edip vatandaşlıktan çıkabilirsin vs…

 

​Hepsi mümkün. Ama bir şey var ki mümkün değil: Geçen zamanı geri getirmek. Bu yüzden yaşanan günün geri gelmesi mümkün değil. 

 

Zamanın müsveddesi yok çünkü, olmadı başa sarayım diyemezsin; desen de asla başa saramazsın. Ona göre hesabını yap, ona göre yaşa. Yenilenmeyecek, başa sarılmayacak tek şey geçen zamandır lakin.

 

​Döngünün Hikmeti.

 

​Yaşam insana bahşedilmiş önemli bir armağandır. Ancak yaşamasını ve paylaşmasını bilene. ​Yoksa kartopu eriyip gittiğinde avucunda hiçbir şey kalmaz. 

 

Ona göre yaşamalı insan...Son pişmanlık fayda etmez yoksa... Söylenen söz, atılan ok, kaçırılan fırsat asla geri gelmez… Yaşanan hayat da…

 

Ama hatırlayarak ve yazarak onu ölümün elinden kurtarabilirsin.

Sevgili okuyucu ben de burada bunu yapmak istedim. Ne kadar başardım, bilemiyorum, en azından denedim. ​

​Takdir sizin…



ARŞİV YAZILAR