Fikret Ünver

AMAN DİKKAT !...


             Bülent Ecevit’in Amerika Birleşik Devletleri gezilerinden birinde cereyan eden bir diyalogu hatırladım nedense...

 

            Türk ve Amerikalı gazeteciler, diplomatlar Ecevit’in kaldığı otel lobisinde sohbet ediyor.

 

            ABD Ankara büyükelçiliğinde bir zamanlar görev yapan ve merkeze gönderdiği raporlarında ülkemiz ve siyasi hallerimize ilişkin doğru çıkan tahminleriyle ünlü bir Amerikalı diplomat da lobide...

 

            Türk gazeteciler, Ankara’dan tanıdıkları Amerikalı ile sohbeti koyulaştırır. Bizimkilerden biri (isimler şimdi hatırımda değil) sorar:

 

            -Kendi ülkemizdeki gelişmeleri sizin kadar doğru tahmin edemiyoruz. Bu isabetlilikte nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?

 

            Sempatikliğiyle tanınan Amerikalı, “çok pratik” der ve anlatır:

 

            -Bir dosya kâğıdını önüme alır, kalem ve cetvelle yukarıdan aşağıya ortadan iki kısma ayıracak şekilde çizerim. Soldaki kısma akla ilk gelen ve herkesin fikir birliği edeceği görüşleri madde madde yazarım. Kağıdın boş kalan sağ tarafına da, soldakilerin tam tersi olanları sıralarım. Sonra sol taraftakileri kapatır, sağdaki karşıtlarını temize çeker, rapor olarak merkeze gönderirim...

 

            Meslek büyüğümüz abilerimizden birinin “Washington Notları”ndan okumuştum.

 

            Niye hatırladım bilmiyorum.

 

                        *          *          *

 

            Saygıdeğer yurttaşlarım; İktidar mensubu siyasileri dinliyorum, onların destekçisi sayılan medyayı izliyorum, bilim adamı olarak ekranlarına, sayfalarına çıkardıklarına bakıyorum içime bir kurt düşüyor.

 

            Bir de bizim mahallenin “bizden bir b.. olmazcıları” var. Onlar da aynı nakarat diziyor.

 

            Kimileri siyasi ve yönetsel sorumluluğun ağırlığını, kimileri onların gazabı veya kendilerine sunulan nimetlerin cazibesinden, kimileri de siyasi ve ideolojik körlükten hep aynı şeyi söylüyor.

 

            -Maske olmazsa şöyle olur, mesafe tutmazsa böyle olur... Bak bak nasıl da yürüyorlar, hay akılsız halkım... “Bu iş kötüye giderse sorumlusu sensin”, demeye getiriyorlar.

            Ülkeye girenden-çıkandan bihaber, maskeyi bile doğru dürüst sağlayamayanlar, açına ekmek, işsizine iş, damsızın üstüne dam koyamayanlar, Allahtan bu dünyada bir tek bizde yok. Olsaydı eğer; diyecektim ki bunlar suçu vatandaşa yıkmaya çalışıyorlar.

 

            Vergisini, “haydi” dediğinde canını veren; her gördüğüne inanıp kandırılan, kaşına, gözüne, yürüyüşüne, boyuna-posuna, yalan söyleyen diline inanıp ona oyunu veren gariban yurttaşım.

 

            “Olmaz-olmaz” demiyelim. Maskelerimizi takalım, arkadan-önden kimselere yaklaşmayalım.

 

            “Aman dikkat”!...   



ARŞİV YAZILAR