Abidin Yağmur

Kutlu bilgi


Ayasofya İslami ibadete açıldığında herkes ağladı.

Hacı, hoca, bürokrat, gazeteci, general, meneral…

Niye?

Orası ben de bilemiyorum.

***

1500 yıllık İslam tarihi içinde, Ayasofya’nın İslami ibadete kapalı olduğu 86 sene nedir ki?  Bu İslamcılar neden ağlıyorlar?

Çok mu uzun geldi 86 sene?

Orasını ben de bilemiyorum.

***

Dinler tarihinde önemli mabetler var.

İbrahim’in yaptığı kâbe var…

Süleyman’ın yaptığı tapınak var…

İslam peygamberinin miraca yükseldiği Mescid-i Aksa var…

Bunların yanında, bir Bizans imparatoru tarafından yaptırılan Ayasofya’nın dini anlamı ne?

Mimarisi tamam da, dini anlamı ne?

Orasını ben de bilemiyorum.

***

Dini yapıların büyüklüğü, mimari görkemi, mimari zenginliği önemli.

En önemli dini yapı olan kâbenin mimari özelliği, diğer tüm tapınaklardan çok daha basit.

Kare biçimli bir yapı kâbe, hepsi bu.

Allah’ın evi olarak bilinen kâbenin çok sade, gösterişsiz, kare biçimli bir yapı olmasına karşın, bizim Ayasofya’nın, Sultan Ahmet’in, Süleymaniye’nin veya Selimiye’nin, hatta Divriği Ulu Camii’nin çok daha gösterişli olmasını nasıl yorumlamalı.

Orasını ben de bilemiyorum.

***

Kuran’da Fil süresinde anlatılan olayı bilirsiniz.

Ebrehe, hacıların kâbeye gitmesine bozulur; Yemen taraflarında gösterişli bir kilise yaptırır, hacıların kâbeye değil, kendi kilisesine gelmesini ister.

Fakat olmaz, hacılar kâbeye gitmeye devam eder.

Ebrehe de kâbeyi yıkmak üzere yola çıkar.

Sonrası malum…

Fatih Sultan olarak anılan 2. Mehmet, Fil süresinde geçen kıssayı biliyor muydu?

Bilmemesi olanaksız.

Öyleyse neden İstanbul’u alır almaz ilk işi çok çok gösterişli bir mabet oluşturmak oldu? Neden mevcut kiliselerden en görkemlisini camiye çevirip kendi mülküne aldı?

Orasını ben de bilemiyorum.

***

İslami ibadet için yapılan yapılar içinde en sadesi, en gösterişsizi kâbe.

Kare biçimli bir yapı.

En gösterişli İslam mabetlerinin mimarini özelliğini anlatmaya ise benim kelime hazinem yetmez, kelime hazinem derya deniz olsa, mimarlık bilgim yetmez.

Anadolu bilgeleri, insan kalbini gösterişli mabetlere değil de en gösterişsiz, sade mabede, kâbeye benzetmişlerdir.

Bir gönül kırmak kâbeyi yıkmak gibidir denmiştir.

Şimdi diyeceksin ki…

Bre Abidin,  Diyanet İşleri Başkanı imamın elindeki kılıca mı inanalım, senin bu anlattığın insan gönlünü kâbeye benzeten dervişlere mi inanalım.

Orasını ben de bilemiyorum.



ARŞİV YAZILAR