Zeynep L.

Devrim


En zor zamanlarımız bizi iyi veya kötü en çok değiştiren zamanlar olur. Ekonomik krizlerden yeni endüstriler çıkar, eskileri kaybolur. Sevdiklerimizi kaybettikten sonra ömür boyu taşıdığımız dersler, tedirginlikler çıkar. Alışkanlıklarımızı sarsabilen nadir şeylerden biridir beklenmedikler.

 

Tamamen evden çalışmaya başlayalı tam tamına altı ay oldu, bir senenin yarısı. Bu herkes için geçerli değil tabii ki, kendim için konuşuyorum. Ofis ortamını hatırlamıyorum bile diyebilirim. Benim gibi işleri olan insanların kimisi bir iki gün iş yerlerine dönmeye başladı. Ben ise hala mutluyum sabahları zamanımın çoğunluğu hala benim diye.

 

Bir arkadaşım bana dün: “Ofise geri dönmek çok zor olacak,” dedi. Anladım ki bir noktada herkesin geri döneceğinden bahsediyor. Elbet bir gün her şey “normale” dönecek. Ama ya dönmezse? Ya bu değişim kalıcı ise, iş yerleri de ofislere kira vermek yerine toplantıları internet üzerinden yapmayı seçerse? Tamamen biri veya diğeri olmak zorunda değil ama düşündüğüm şu ki, sistemin bu şekilde de çalışabildiğini kanıtlamış olduk. İnsanlara seçim hakkının verildiği bir düzen ne güzel olur. Mesela iki gün evde üç gün ofiste vesaire.

 

Sistemler şimdiye kadar hep verimliliğe önem verdi, şirketlerin sağlığı insanların sağlığından daha önemli. Kurallar sıkı ve sabit. Bu iş yerlerinde türevliliği engelliyor. Yeni anne olmuş bir çalışan ve yirmilerinde bekar olan bir insanın saat dağılımı aynı olamaz. Eğer gün sonunda işimi bitiriyorsam, saatlerimi kendi özgür kararlarımla seçmek en mantıklısı değil mi?

 

Bunu bir devrim olarak görelim derim. Sistemler iş vereni zor durumda bırakmadan çalışana kendi çalışma saatlerinde özgürlük verebilir. Umarım bu kriz anından daha verimli ve bilinçli bir şekilde çıkarız.



ARŞİV YAZILAR