Bekir Yıldız

"Filozof Sevilir Mi?"


Ünlü İngiliz kadın yazar Virginia Woolf, 79 sene önce, ceplerine taşlar doldurup kendini Ouse Nehri'ne bırakarak intihar etti.

İntihar mektubunda "o berbat zamanların birini daha atlatamayacağımızı hissediyorum" diyordu.

Woolf'un mektubunu okurken ister istemez kendi dönemimizi düşündüm. Bizler de afet, hastalık, yoksulluk, cinayet, taciz ve tecavüzlerle dolu, berbat bir zamana denk geldik. Bütün bu olumsuzluklarla mücadele etmesi gereken fakat birçok konuda başarısız kalan bir iktidara denk geldik.

Bu olumsuzlukların hepsine birden "kötü günler" diyorum. Fakat Woolf kadar karamsar değilim. Kötü günlerin geçeceğine inanıyorum.  Karamsar olduğum zamanlarda aklıma Nazım'ın şu sözleri gelir:

"Hastalar,

kardeşlerim

iyileşeceksiniz

Ağrılar, sızılar dinecek,

Yumuşak, ılık bir yaz akşamı inecek,

ağır yeşil dalların ardından rahatlık."

İyileşmek için, mücadele etmek gerek. Mücadele için azim ve inanç... Son dönem siyasette kadınların daha azimli ve inançlı olduklarını görüyorum. Onlara imreniyorum.

Yazının başında Virginia Woolf'un kadın olduğunu özellikle belirtmek istedim. Sebebi Fatih Erbakan... Katıldığı bir proğramda kadın filozof ve yazar Simon de Beauvoir'nın erkek olduğunu söylemiş. Üstelik cinsiyetini bile bilmediği bir kişinin biseksüel olmasını eleştirmiş. Erbakan'ın cehaletinden daha vahim olan ise Simon de Beauvoir'nın böyle absürt bir şekilde ülke gündemine gelmesi.

Filozof ve yazarları tanımadan haklarında konuşmak adet oldu. Siyasetçileri bir yana bırakırsak akademisyenler bile tanımadığı filozofu savunuyor veya eleştiriyor. Yanlış yorum ve sorular ile öğrenci eğitmeye kalkıyorlar. Bir akademisyen öğrenciye şu soruyu sorabiliyor:

"En sevdiğiniz filozof hangisi?" Filozof sevilmez. Filozof ile fikirdaşlık edilir, yol yürünür, onun fikirleri savunulur veya fikirlerine karşı gelinir ama sevilmez. Filozof çiçek değildir. Sevmek bambaşka bir şeydir. Fikirlerinden faydalandığımız, etkilendiğimiz, düşüncelerini yere göğe sığdıramadığımız bazı filozoflar günlük hayatta karşımıza çıksa yüzlerine bile tükürmeyiz. Onları sevmek bir yana bir kaşık suda boğmak isteriz.

Aragon, Foucault, Sartre, Derrida, L.Althusser, R.Barthes, S. de Beauvoir, Deleuze, Guattari, Rancière, J.F.Lyotard... Bütün bu filozofların ortak özelliği, pedofili yasal olsun diye dilekçe vermeleridir. Eserlerini heyecanla okurum. Felsefi bakış açılarına hayranım. Fakat hiçbirini sevmem. Sevmek bambaşka bir formdur.



ARŞİV YAZILAR