Mehmet S. Nane

Cüneyt Arkın


Değer verdiğimiz kişilere onlar henüz hayattayken bunu göstermeyi pek beceremiyoruz. Elbette ki hayata veda eden kişileri anmak, onların hatıralarını canlı tutmak da önemlidir. Fakat bence bu vefa ve değer yaşarlarken de gösterilmelidir.

Olgunluk çağımı sürdüğüm bu yaşımda, değer verdiğim kişilere onlar hayattayken bu tavrımı göstermeye çalışıyorum. Birebir görüşerek, ya da yazıyla.

Memnuniyetle söylemeliyim ki makale yazmaya başladığım 1 yıllık süre içerisinde bu türden pek çok yazı yazdım.

 

Benim kuşağımın çocukluğu 70’li yıllara rastlar. Kanaatimce Yeşilçam’ın yani Türk sinemasının en parlak yılları o dönemdir. O çabucak geçiveren kısacık on yıl içinde Türk sinema sanatçıları filmleriyle bize çok şey katmışlardır.

O masum yılları unutamamamın en önemli sebeplerinden biri de hiç şüphesiz ‘Yeşilçam filmleridir.’

 

Bu ‘sihirli’ dünyadan daha evvel Tarık Akan’ı yazmıştım. Fakat maalesef bizlere vedasından sonra bu yazı yayımlanabildi. Bundan sonra, bu değerlerimiz bizlerle birlikteyken onları anmak, onları yazmak istiyorum...

 

***

 

Cüneyt Arkın, Türk sinemasının gelmiş geçmiş en ünlü oyuncularından, jönlerinden biridir. Romantik aşk filmlerinde pek çok rol alsa bile biz onu daha çok macera-aksiyon ve tarihî filmlerle hatırlarız.

Oysa Türk sinemasının yakışıklı aktörlerinden biri olarak 60’ların sonu, 70’lerin başında çevirdiği çok güzel aşk filmleri vardır. O ‘salon erkeği’ rolleri de kendisine pek yakışmıştır.

Sonrasında ‘Kara Murat’ filmleriyle başlayan tarihî-aksiyon filmleri ‘Battal Gazi’ ve benzerleriyle devam etmiş ve onu Türk sinemasında bir fenomen haline getirmiştir.

 

Çocukluk yıllarımda bazı ‘entellerin’ Cüneyt Arkın filmlerine burun kıvırdıklarını çok iyi hatırlarım. Aynı tipler benzer muameleyi Kemal Sunal filmlerine de yaparlardı.

Eleştiri sınırlarını çok aşan bu nevi olumsuz tavırları aslında filmlerdeki abartılı sahnelerden kaynaklanırdı. 

Cüneyt Arkın, kavga sahnelerinde bir yumruk vurduğunda 5-10 kişi birden yere serilirdi. Ya da Kara Murat rolünde tek bir kılıç darbesiyle onlarca ‘küffar‘ askeri ‘telef‘ olurdu. 

 

Elbette ki bu sahnelerin hepsi de fazla abartılıdır. İşin tuhafı tüm bu abartılı sahnelerin Cüneyt Arkın’a mal edilmesidir. Halbuki bu abartılı oyunculuğu isteyen, kabul eden ve onu filme çeken eski tabirle rejisör; yani yönetmendir. Aktörden bu tarz oyunculuğu değiştirmesini istese şüphesiz ki sonuç farklı olacaktır.

Öte yandan, rol aldığı filmlerden oyuncu da sorumludur. Bir değil, iki değil; onlarca filmde aynı sahneler vardır. Bu oyunculuğunu filmlerinde izledikten sonra bunu yumuşatabilir ya da yönetmenleri ikaz edebilirdi.

 

Gelgelelim, halk Cüneyt Arkın’ın filmlerini ve oyunculuğunu böyle sevmiş ve kabul etmiştir; bağrına basmıştır. Yoksa arka arkaya onca film çekilebilir miydi?

Sanırım o da, yönetmen de bu durumu gözeterek bir değişikliği gerekli görmediler.

 

Aynı abartı o zamanlar ‘dublaj‘ denilen seslendirmede de yaşanırdı. Cüneyt Arkın’ı ‘konuşan’ Abdurrahman Palay’ın öyle bir “Nayır” ve “Nolamaz”ları vardır ki hakikaten Cüneyt Arkın efsanesine büyük katkıda bulunmuştur.

Anlaşılan halk kelimelerin telaffuzundan da memnundur ki değişiklik yapılmamıştır.

 

Sinema halk için yapılmıyor mu? Aslolan halkın ne düşündüğü değil midir? 

Halk, Cüneyt Arkın’ı sevmiş ve ona sahip çıkmıştır.

 

O filmlerin tümü Cüneyt Arkın’ın oyunculuğuyla, diğer oyuncularıyla, kostümüyle, müziğiyle, figüranıyla, abartısıyla velhasıl her şeyiyle bir bütün olarak değerlidir.

Cüneyt Arkın efsanesi o filmlerle oluşmuştur. 

Özgündür. Klâsiktir. Ve değeri de bundan ileri gelir.

 

Ayrıca o dönemin çok mütevazı film bütçeleri, batılı sinema endüstrisine mukayeseyle büyük teknoloji eksikliği ve kısıtlı imkânları da göz önüne alınmalıdır.

Bence o yılların güzelim Yeşilçam‘ı bütün olumsuz şartlara rağmen mucizeler yaratmıştır.

 

***

 

Artık yaşı ilerleyen Cüneyt Arkın, çok güzel yaş almaktadır. Olgunluk yaşlarında katıksız Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve vatansever yönüyle gençlere bilgece örnek olmaktadır. Bu konularda sosyal medyada yayımladığı bazı mesajlarını internet portallarından çoğu zaman gözlerim dolarak takip ediyorum.

 

Büyük aktör, yakışıklı jön, yaşayan efsane Cüneyt Arkın o masum 70’li yıllardaki filmleriyle dünyamı zenginleştirdi, iyilerin kazandığı bir dünyada çocuk umutlarımı canlı tuttu, iyiliği-doğruluğu, haklı olmanın gücünü ve hakkını aramanın önemini anlattı bana. Tüm bunları yaparken de çocukluğuma büyük renk kattı.

Kendisine müteşekkirim. Candan, gönülden, kalpten...

 

Pek sevgili, pek kıymetli Cüneyt Arkın’a ailesiyle birlikte uzun, sağlıklı bir ömür diliyorum.

 



ARŞİV YAZILAR