İlkay  Adalıoğlu

ACİL DÜŞMAN ARANIYOR..!


Umberto Eco, “Düşman Yaratmak” adlı kitabında şöyle bir anısına yer veriyor:

Ünlü Yazar, bir gün New York’da taksiye biniyor. Eco ile taksi şoförü arasında sohbet başlıyor. Kendisinin Pakistanlı olduğunu belirten yaşlı sürücü, Umberto Eco’ya nereli olduğunu soruyor, “İtalyanım” yanıtını alıyor.

Heyecanla kıpırdanan adam, “Peki o zaman söyler misiniz İtalya’nın düşmanları kimler?” sorusunu yöneltiyor. Şaşkın halde adamı dinleyen Eco, biraz duraksadıktan sonra, “Bizim düşmanımız yok. 60 yıldır kimseyle savaşmıyoruz” karşılığını veriyor. Bu cevabı beğenmeyen Pakistanlı, “Yoo, olmaz öyle şey. Mutlaka vardır. Düşmansız ülke yoktur” şeklinde itiraz ediyor. Yazar, derin bir nefes aldıktan sonra, bu sefer sözlerini daha bir vurgulayarak tekrarlıyor: “Beyefendi, İtalya nerdeyse 60 yıldır savaşmıyor. Dolayısıyla kimseyle, hiçbir ülkeyle düşmanlık söz konusu değil”.

Bir süre sessizlikten sonra, “Neyse, neysee” diyor sürücü, “Anlamadın sen beni” şeklinde de ekleme yapıyor.

Zaten yol da bitiyor. Eco, taksiden iniyor, yolunu uzata uzata yürümeye başlıyor. Bir taraftan Pakistanlı adamın sorularını, ifadesini, itirazlarını düşünüyor.

Sonra Pakistanlı taksi şoförünün sorularının etkisiyle kendi kendine şöyle bir çıkarımda bulunarak bu cümlelere kitabında yer veriyor: “Devletler var olmak için muhakkak bir karşıt, düşman yaratırlar. Yıllardır ABD, Rusya’yı tehdit gösterdi. Rusya ise ABD’yi. İtalya ise kendi düşmanlarını hep kendi içinde yarattı. Mücadele edeceği kesimi dışarda değil içerde buldu” ifadelerini kullanıyor.

Umberto Eco’nun 2014 yılında kaleme aldığı ‘Düşman Yaratmak’ eserinde anlattığı İtalya ile şu anki Türkiye nasıl da benzeşiyor değil mi?

Bu durum bizde de böyle. Belki 50-60 yıldır hep bir düşman bulup savaşmak üzerinden siyaset yürütülüyor bu topraklarda.

Niçin?

Çünkü toplumun bütününe seslenebilecek, hitap edebilecek zeka, akıl, birikim, dil ve cesaret yok.

Yıllardır olmadı da. Biraz kırıntısı vardı. Son yirmi yıldır o kabiliyete sahip yönetim aklı, bilinci de silindi gitti.

Akıldan, bilgiden, cesaretten ve birikimden yoksun cahillerin iktidarında mecburen kendi sığ kitlelerini konsolide etme zorunluluğu doğuyor. Kendileri gibi olmayanları da eziyor, aşağılıyor, hakkını yiyor hatta yok etmeye çalışıyor. 

Ve en sonunda da mağdurlardan zalimler üreten bir sisteme dönüşüveriyor.



ARŞİV YAZILAR