Hülya Aslan

ERDEM


İnsanoğlunun yüzyıllardır yarattığı kültürlerde, felsefede, dinlerde ve çeşitli öğretiler de “ahlak” kavramı önemli ölçüde yer alır. Budizmden Mevlevi öğretilerine, Müslümanlıktan Yahudiliğe kadar tüm dinlerde; dünya malına tamah etmemek, mutluluğu malda mülkte aramamak, çalıp çırpmamak, “kul” hakkı yememek, komşusu açken tok yatmamak, varlığı da yokluğu da paylaşmak gibi ortak olan bu güzel deyimlerin ahlaklı insanlar oluşumunda etkili olduğu düşünülmektedir. 

 

Sokrates ve platon gibi düşünürler de insan hayatının amacı ve erdemli bir hayatın niteliği üzerinde düşünmeye başlamışlar. Ahlak kavramını ortaya atarak bir “Ahlak felsefesi” oluşturmuşlar.

 

Ahlak felsefesi de o zamandan günümüze, insan eylemlerini ve bu eylemlerin dayandığı ilkeleri konu alan felsefe dalı olarak tanımlanıyor. Ve ahlâk felsefesi “iyi”“kötü”, “erdem”, “özgürlük” gibi kavramların ne olduğunu, ahlaklılığın ne anlama geldiğini ele alma yanında hangi eylemlerin ahlâklı olabileceğini irdeliyor. Bunlar için bir takım ölçütler koyuyor.

 

Ve yine düşünürler ahlak kavramını, pratikte olan edimsel bir kavram olarak kabul ediyorlar. Örneklem yaparken de bir çocuğun gelişim sürecini ele alıyorlar bu aşamalarda uygulanan ceza- ödül sistemleri gibi yöntemlerle ahlaki terbiyelerin nasıl oluşturulabildiği üzerinden gidiyorlar. Çünkü, çocukların, nedenlerin bilgisinden yoksun sonuç ilişkisi kuramadan doğdukları kabul edilir. 

 

Pandemi döneminin başında okuduğum kitaplardan biri olan “PROTAGORAS” adlı eser, ahlak felsefesinin “erdem” “iyi” “kötü” gibi temel kavramları üzerinde duruyor. Özellikle erdemin öğretilebilir olduğu ve bu öğretimin çocuklukta başlandığı örnekleri ile veriliyor. Erdemli insanların oluşması ile de toplumların doğruluk, iyi, hoş gibi kavramlara daha kolay ulaşacağı dolayısıyla çalıp çırpmayan, devlet işleri yaparken çıkarlar peşinde koşmayan bireylerin yetişmesinin mümkün olacağı özet olarak ifade ediliyor.

 

Platon’un eşsiz sanat yapıtlarından biri olarak kabul edilen bu eser her ne kadar platonun eseri olsa da Sokrates’in anlayışına göre ve sorgulamalara verdiği yanıtlar etrafında dönüyor.

 

Sonuç olarak Platon’un hocası olan Sokrates ahlaklı insan olmanın erdem kavramı ile bütünleşik olduğunu o günden günümüze söylüyor.

 

Erdem öğretimi ile yoğrulmamış çocukların oluşturduğu toplumların ve devletlerin devamlılığı o günde sorgulanmış bugün de sorgulanmalı.

 

Kitabın bir yerinde “Düşün bir kere. Bir devletin yaşayabilmesi için bütün yurttaşların paylaşması gereken bir şey var mıdır, yok mudur?” diyor Platon.

 

Yanıt yine kitaptan “devletin yaşaması için herkesin erdemi bilmesi, herkese erdemin öğretilmesi” gerektiğinde yatıyor.



ARŞİV YAZILAR