Bekir Yıldız

Efendiler Nereye?


Ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir de acı kahvemizi içmeden efendiler nereye?

 

Yaz başlangıcında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız bir takım tahtakuruları çıkar, iğne gibi vücudunuza batarlar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli, canlı iri yarı şuraya buraya kaçarlar... Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahtakuruları nereye?

 

Ücra dağbaşlarında gözleri ateşli, dişleri keskin, tüyleri dimdik aç kurtlar vardır. Köpeksiz sürülere dalarlar, boyunları kaparlar, etrafa kan, kemik saçıp mideleri dolu inlerine kaçarlar. Galiba çoban göründü, köpekler hırlıyor; tok kurtlar nereye?

 

Kedisiz evlerde fareler vardır; kilerlere girerler, dolapları delerler, şunu, bunu kemirip, sağa sola koşuşup baş köşede gezerler, bir pıtırtı olunca deliklere girerler... Galiba koku aldınız, kedi geliyor; koca fareler nereye?

 

Dul annelerin haylaz çocukları vardır; sandıkları kırarlar, paraları çalarlar, bohçaları aşırıp Yahudi'ye satarlar ve sonra korkup sokak sokak kaçarlar...Galiba foyanız meydana çıktı, yakanız ele geçecek, ziyankâr evlâtlar nereye?

 

Vurdular.

Kırdılar.

Yaktılar.

Yıktılar.

Astılar.

Kestiler.

Kastılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydana sererek yılan gibi kaçtılar; memlekete düşmanları sokarak üstümüzden aştılar... Eli sopalı, beli palalı, gözü kanlı paşalar damdan dama nereye?

 

Yıllar evvel işte böyle seslendi Halid Refik Karay. Ülkeden kaçan beylere, paşalara, ağalara...

 

Zaman mı hızlandı vakit bir başka der Nurşani... Vakit aynı vakit, zaman aynı zaman. Tarih tekrardan ibaret.Tarikat, cemaat, dini grup diyerek geldiler. Yediler, içtiler çanağına *ıçtılar. Bir de darbeye teşebbüs ettiler. Kaçabilenleri kaçtı, kaçamayanlar hak ettikleri deliklere tıkıldı.

 

Tarihi, siyasi, ekonomik, sosyal, gündelik bütün olayların değerlendirmesini edebiyatta bulabiliyoruz. Gerek kendi edebiyatımız, gerek dünya edebiyatı bütün yaşanmışlıkları, olayları, haftaları, günleri, hatta anlık vakaları nakış nakış işlemiş.

 

Türk edebiyatında bunu en iyi yapan Halid Refik Karay'dır. Türkçe'den en büyük keyfi onun eserleri ile alıyorum. Muazzam bir dil lezzeti var.

 

Türkçenin tadına varmanın yanı sıra edebiyat, tarih, kadınlar, doğa, gazetecilik, mutfak, seyahat, insanlık halleri, mizah, güzel sanatlar, Anadolu, İstanbul, sosyal hayat, savaşlar ve Atatürk’e dair daha pek çok konuda bilgi sahibi olabilirsiniz.

 

Bilgi sahibi olalım ki kim iyi kim kötü, kim doğru kim yanlış, kim haklı kim haksız görelim.

 

Görelim ki meydan vermeyelim.

Evvelâ çoban görünüp başa geçiyorlar, sonra kurt olup sürüyü yutuyorlar... Sürümüze sahip çıkalım.



ARŞİV YAZILAR