Fikret Ünver | BURASI NERESİ - 3 - | Güney Gazetesi Mersin
Fikret Ünver

BURASI NERESİ - 3 -


            On sekizinci yüzyılda düşünür ve yazarlar yeni anayasa hukukuyla uğraştılar ve ortaya yeni fikirler, kuramlar attılar.

 

            Bunların hepsinin etkisi aynı olmadı... Düşünürlerin önde gelenleri, Montesqieu/Montesku ve Jean Jacques Rousseau/Jan Jak Russo ve kuramlarıdır.

 

            Montesku, kuramını İngilizlerden almıştı. İngitere’de 1688’den beri “kuvvetler ayrılığı” ilkesine dayanan bir anayasa vardı. “Kuvvetler ayrılığı”, genelin yani toplumun hürriyetinin başlıca unsurudur. Çünkü, “kuvvetler” bir birini sınırlamaktadır.

 

            Jan Jak Russo’nun fikrine göre “insanlar, doğal olarak her türlü özgürlüğe sahiptir”. Ancak bir gün geldi ve başlarında bir “hükümet” bulunması ihtiyacı duydular. Toplandılar ve sosyal bir “sözleşme” üzerinde anlaştılar. Bu sözleşme gereğince herkes, özgürlüklerinden ve doğal haklarından vazgeçti. Bu hak ve özgürlüklerin topluca devredilmesi sonucunu getirdi. Böylece egemenlik, sözleşmeyi yapanlara taksim edildi/ bölüştürüldü.

 

            Bu anlaşmanın sonucu şu oldu: “Herkes, toplumsal arzu ve iradeye uyacaktır”.

 

            Bu iki düşünür de, kuramlarının hayata geçtiğini göremeden öldüler.

 

            Bu ülkedeki basın özgürlüğüne gelince:

 

            On sekizinci asırda gazeteler ve burada yazılanlar, bu politik kuramların üzerinde çok durdu ve bu görüşlerin geniş alanda yayılmasını sağladı. Basın “hukuken” değil fakat “fiilen” serbestti. Hukuken hiçbir eser, emri altında bir kütüphaneler müdürü ile birçok görevli bulunan baş yetkilinin izni olmadan basılamazdı. Ancak iznin verilmesi, eseri yazanı da basanı da takipten kurtaramazdı.

 

            Basın suçunun cezaları çok ağır olduğu için, hiçbir zaman uygulanamadı. Fiiliyatta ise resmen yayınlanma izni olmayan eserlere göz yumuluyordu.

 

            Bu eserler üzerinde ne matbaanın, ne de yazanın adı bulunurdu. Çok kere bu kitapların üzerinde başka ülke başkentlerinde basıldığı izlenimi veren yazılar çıkardı..Takibat yapıldığında, sadece bunları satanlar yakalanır ve meşhur kale zindanına atılırdı.

 

                                    *          *          *

 

            Şimdi geldik soruya... Uzatmayalım konuyu, soruverelim soruyu:

 

            “Burası neresi”?

 

            Burası on sekizinci yüzyılın ikinci yarısının “Fransa”sı...

 

            1789’a az kala...



ARŞİV YAZILAR