Uyum Sağlama
‘Cesaret kavramının karşıt anlamı nedir?’ şeklinde bir soru yöneltilse eminim herkes ‘korkaklık’ yanıtını verir düşünmeden.
Oysa ‘uyum sağlamaktır’ doğru cevap.
Tıpkı ayağından sandalyeye bağlanmış fil görselindeki gibi.
Çıkar karşımıza asıl zincirin kafamızda olduğu gerçeği.
Esasen tam olarak kızdıkları bu.
Bakmayın öyle ‘anayasal düzene başkaldırı’ şeklinde başlayan suçlamalara. Zihnimizdeki zincirlerin kırıldığını görmek onları inanılmaz korkutuyor. Birlikte olursak gücümüzün sınırsızlığı uykularını kaçırıyor. Çünkü Büyük Şair’in dediği gibi:
“Hiçbir şeye benzemez halkını satanın korkusu!”
İşte boykot, gösteri ve eylemleri tam bu nedenden destekliyorum.
Kolektif bilinci yeniden hatırlatacağını düşünüyorum. Gezi ruhunun hepimize umut verdiğini görüyorum.
‘Pikachu’ya bunu yapan güç, bize ne eylemez?’ derseniz öncelikle bize ‘yığın’ değil ‘halk’ olduğumuzu hissettirdi cevabını verirdim.
Evde çorabını toplamaktan aciz Z kuşağının toplumu toparladığını söylerdim. Ayrıca orantısız zekâlarının umudu diri tuttuğunu eklerdim.
CHP’ye muhalefeti, parti başkanına ise liderlik yolunu gösterdiğini anlatırdım. Hamasi sözlerin rafa kalkmasıyla özgürlüğün meydanlardan yayıldığının tarihsel örneklerini gösterirdim.
Cesaretin bulaşıcı olduğunu kanıtladı derdim. Kıstırılmış kentlerin sokakları bile canlandıysa bu ateş yayılacak; bilirdim. Kayseri, Rize, Konya, Sivas ve direnen kentlere bir selam gönderirdim.
Ancak en güçlü selamı içerdeki genç kardeşlerime iletir Melih Cevdet’in kaleminden şu cümlelerle gözlerinden öperdim:
“Uyumayacaksın
Memleketin hali seni seslerle uyandıracak.
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o sen değilsin.
Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyumayacaksın
Düzelmeden memleketin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku girmez ki…
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın”