Bülent Ufuk Ateş
SEYİRLİK

Bülent Ufuk Ateş

“Dünya bizim mi?”


 

“Bir tür hayvan olan insan, öbür hayvanları yok edemez,

bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez,

bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir.”

 (Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi)

 

Yukarıda alıntıladığımız Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin devamında ‘Bütün hayvanların insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır’ tümcesi de yer alıyor. İnsanlığa yapılan suçları sürekli teşhir ederken evrenimizin bir diğer bileşeni hayvanlara yönelik katliama varan uygulamalara sessiz kalınmamalı.

Dünyamızın oluşumunu ister ‘evrim kuramıyla’, isterse de ‘yaradılış inancıyla’ açıklamaya çalışalım; tüm canlıların hak sahibi olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. Memeliler grubundan insanların tüm evrenin tek sahibi olduğu savı ve uygulamaları tarihsel gerçeklerle uyuşmamakta.

Devlet eliyle gerçekleştirilen köpek katliamı konuyu gündemimize almayı zorunlu kıldı. ‘İnsanlara zulüm eden anlayış köpeklere mi hoşgörülü davranacak?’ denebilir! Aslında sorunun temeli de burada yatmakta. Eşitlik, adalet kavramlarının yanına ‘vicdan’ı da eklersek ne demek istediğimizi sizler yorumlayabilirsiniz!

Muhalif siyasetçi ve aydınları hapse tıkan yönetsel erk, ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda yaptığı değişikle vicdan sahibi insanların tepkisiyle karşılandı. Ancak, sistematik biçimde önce köpeklerin, ardından kedilerin yaşam haklarına tecavüz edilmeye başlandı. Spesifik birkaç aday bahane edilerek toplumun rızası alınmaya çalışıldı. Yalanlar da üretildi. Örneğin; Mersin’de bir sokak kedisinde kuduz belirtileri olduğu iddia edildi. Anlaşıldı ki; böyle değilmiş. İnsanlar bir yalana inandırılmak istendi.

Katliam sistematik biçimde yapılıyor dedik! En çarpıcı olanı Valilik ve Kaymakamlıklar vasıtasıyla okul müdürlüklerine gönderilen yazılar. Tarsus Kaymakamlığı’nın yazısından bir pasaj: ‘Tüm okul müdürlerimizin, görev alanlarında ve okul çevrelerinde karşılaştıkları sahipsiz köpeklerin fotoğraf ve konum bilgilerini…. İhbar hattına göndermeleri…’

Silsile halinde devam ediyor, yarış haline sokularak. Okul müdürü öğretmenlere bir yazı gönderiyor bu kez: ‘Okul bazında yaptığımız başvuru sayıları İlçe Milli Eğitim Müdürümüze gün sonunda sunulacak olup; kurum bazlı ihbar sayıları İlçe Milli Eğitim Müdürümüz tarafından takip edilecektir. Müdürümüz tarafından Kaymakamımıza günlük olarak iletilecektir.’

Alıntıları değiştirip, düzeltmeden aktarmaya çalıştım. Çocuklarımıza bir öğün sağlıklı yemek hakkını çok gören Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerden muhbir yaratmaya çalışıyor. 12 Eylül faşist darbesinin generallerinin ülke genelinde benzer yöntemi uyguladığını anımsıyorum !!!

En çarpıcı açıklama ise İstanbul Valisi Davut Gül’den geldi. Sokak hayvanlarının yurttaşlarca beslenmesini yasaklayan Vali Gül; ‘Kediler fare yakalayamıyor, beraberce mama yiyorlar…’ derken bunun ‘Ekolojik felaket!’ olduğunu savunuyor.

Ormanları, zeytinlikleri, tarım arazilerini, meraları maden işletmelerine açmak, su kaynaklarını kurutmak çevresel bir sorun görülmüyor ama ‘canlarımız’ dediğimiz patililere bir avuç yem vermek milli güvenlik sorunu haline getiriliyor.

Yüreklerimizi yakan katliamlara bir örnek de Samsun’dan geldi. Silahla vurularak öldürülmüş 9 köpek cesedi çöp tenekesinde bulundu. Üstelik kısırlaştırılmış ve aşıları yapılmış dostlarımızdı. Vali bey soruşturma açmış! Sonucunu tüm vicdan sahibi insanlar gibi merakla bekliyorum.

Katliamda ‘tetikçilik’ görevi belediyelere verilmiş. Amaç biraz da çoğu muhalefet yönetiminde olan yerel yönetimleri sıkıştırmak olabilir. Yaptırılmaya çalışılan ‘kanunsuz emir’ sınıfına sokulabilir ya da ‘mış’ gibi yapabilirsiniz sayın belediye başkanları. Bu ülkede ve kentlerimizde neler neler ‘mış’ gibi yapılmıyor mu?

Anlaşılıyor ki; can dostlarımız köpeklerden sonra sıra kedilere gelecek. Şimdiden hedef gösteriliyor ve düşmanlaştırılıyorlar. Ben ve hayvan dostları, dostlarımız için mama bırakmaya devam edeceğiz. İlanen duyurulur!



ARŞİV YAZILAR